ELMAS YENİ

Yarına bir nebze umut...

Bu hafta malumunuz hepimizin içini kül eden orman yangınlarından bahsedeceğiz. Temennimiz böylesine kötü olay ve olgular hiç var olmasa, bizler de dile getirmek zorunda kalmasak. Fakat tarafı olduğumuz, birebir temas etmemiş olsak da bir şekilde içinde olduğumuz kaçınılmaz gerçekler var, nasıl ki ortak sevinçlerimiz varsa, geçmiş ve gelecek dediğimiz zamansal örgüden oluşan kader birliğimiz var ise, ortak acılarımız da kaçınılmaz toplumsal gerçeklerimizdir. Tıpkı ülkemizin birden fazla yerinde vücut bulan orman yangınları gibi... Deprem, yangın gibi felaketler ya da toplumsal kargaşa ve kaos olaylarında, kısacası toplumu etkileyen tüm ortak acılarda, yaralarımızı birlikte sarmaktayız ve bunun mecburiyetindeyiz. Aynı coğrafyanın insanı, aynı kaderin ortak paylaşanıyız. Bugün Ege’de yaşayan insanın başına gelen felaket şekil değiştirip yarın güneyde birinin, başka bir gün Karadeniz’in ortasında meydana gelebilmektedir

Böyle durumlarda, evvela gereken tüm müdahaleler zamanında, en planlı koordine hali ile yapılmalı, sonrasında doğru analizlerle hasar tespiti yapılmalı ve yaralar maddi manevi sarılmalıdır. Her şeyden önemlisi ise olayların ilk hezeyanı atlatıldıktan sonra, bir öz eleştiri kimliği benimsemek zorundayız. Bu felaket nedir, nasıl meydana geldi, meydana gelmesinde kimler ya da hangi faktörler etkili, bunun önüne nasıl geçilmeli, dahası nasıl engellenebilir, engellenmesi noktasında neyi ihmal ettik, neler yapılmalı idi de yapılmadı? Bu sorular elbette ki daha da çoğaltılabilir, çoğaltılmalı da. Bunca zaman bu soruların gereken yerde gereken kişilerce gereken kişilere sorulmaması, aynı felaketlere tekrar tekrar maruz kalmaya sebep olmaktadır.

Dünyada iyi şeyler de kötü şeyler de insan içindir, iyi gelişmeler olduğu gibi kötü şeyler de başımıza gelecektir. Fakat önemli olan yaşadığı kötü şeylerden dersini almış, bu kötü vaziyetlerde nasıl mücadele edeceğini bilen, gerektiğinde gereken tüm soruları sormaya ehil bir toplum kimliğini artık edinmemiz gerektiği aşikardır. Ülkemizde 3 tane yangın söndürme helikopteri var, cümlesini sosyal medyada birçok kez gördük, bu cümlenin gerçek olduğuna inanmak istemedim bu yüzyılda sevgili okur. Bunu sadece eleştiri mahiyetinde ya da kişi ya da kurumlara iğneleyici bir yaklaşım olsun diye dile getirmiyorum. Yüreğim sızlayarak yazıyorum bu 3 rakamının geçtiği cümleyi... Yeri geldi Elazığ,  Malatya depremlerinde, yeri geldi ağır pandemi koşullarına maruz kaldığımız dönemlerde, inanmak istemediğimiz durumlarla, maddi imkansızlık ve zayıflıklarla karşılaştık, ders almamız, tedbir almamız gerektiğini, işi ehline emanet etmemiz gerektiğini gösteren, hatta gözümüze sokan onlarca durumla karşılaştık. Tamam bin nasihat kar etmedi bizlere, ama musibetin sayısı da bini geçti…

Ders alalım, tedbir alalım, önleyelim, yaraları vaktinde saralım, çocuklarımızın avuçlarına, muhteşem bir gelecek olmasa da, bari bir nebze yarına umut bırakalım...

03 Ağustos 2021
Captcha işaretlenmemiş.
Yazarın Diğer Yazıları
Çocuklar, ebeveynlerinin planı projesi midir?

01 Eyl 2021

Yarına bir nebze umut...

03 Ağu 2021

Talihsiz bir toplumsal yanılgı: Yoksa sadece para kazanmak için mi okuyoruz?

16 Tem 2021

Çocuklarımız ve istismar

01 Tem 2021

Şekilcilik ve ön yargılarımıza dair….

23 Haz 2021

Mesleki yozlaşma kavramının devamından...

18 Haz 2021

Mesleki yozlaşma üzerine devam yazısından…

11 Haz 2021

Günümüzün çarpıcı gerçeklerinden “mesleki yozlaşma“  (2)

07 Haz 2021

Günümüzün çarpıcı gerçeklerinden “mesleki yozlaşma" (1)

05 Haz 2021

Sokakların değil, bizim çocuklarımız...

27 May 2021