BÜLENT YILMAZ

Sandık ne zaman doğru söyler?

Seçimle ve meşru yollarla iktidara gelen kimi siyasi figürler ne yazık ki iktidarı bir kere ele geçirdikten sonra bu meşruiyeti, ancak “şeklen ve zahiri” olarak uygularlar.

Dünyanın dört bir yanında seçimle gelen ve bir daha gitmeyen sayısız otokrat yönetici var. Tarihin kimi dönemlerinde yayılma gösteren bu duruma, tam da bizim dönemimizde denk gelmenin bahtsızlığını yaşıyoruz. Çünkü, doğudan batıya kuzeyden güneye dünyanın her yanında sayısız ülke, bu otokratların -ve bazıları düpedüz diktatör olanların- baskısı altında ezim ezim eziliyor.

Silahla, zorla, şiddet ve baskıyla gücü elde edenler zaten “diktatör”ün ta kendisidirler.

Ama bir de, bunları kullanmadan, yerlerini on yıllar boyu koruyanlar var. Bugünkü yazımızın konusu da işte bunlar.

Kritik soru şu:

Darbe, silah zoru ve baskı olmaksızın ve seçimle iktidara gelen ve bunu elinde tutan bir kişi ya da zümre, bütün dünya tarafından otokrat ve demokrasi dışı olmakla suçlandığı halde, nasıl oluyor da her defasında bizzat kendi halkı tarafından seçilebiliyor?

Bu konuyu neden mi gündeme getirdik?

Çünkü, yıllardır iç savaşın altında inim inim inleyen komşumuz Suriye’de geçen hafta seçimler yapıldı.

Katılım her ne kadar %78 olsa da Beşar Esad oyların %95’ini alarak devlet başkanlığı seçimini kazanmış oldu. (Batılı ülkelerde de seçimlere katılım oranının düşük olduğunu özellikle belirtmek istiyorum. Yani seçimlere katılımın yüksek olması “ileri demokrasi” anlamı taşımıyor)

Keşke anlatacak hikayemiz sadece Beşar Esad ile sınırlı olsa!

Yakın geçmişte ve günümüzde, hepsi “halkın oyuyla, yani seçimle” iktidara gelmiş ve bunu tekrar tekrar başarabilmiş0(!) sayısız örnek var dünyamızda.

Üstelik bunu sadece “Ortadoğu” coğrafyası ile sınırlı tutmak da mümkün değil. Evet, Ortadoğu ülkelerinde bu yazdıklarımıza daha çok rastlanıyor ama dünyanın her yerinde benzer durumları görebiliyoruz.

Aşağıda birkaç tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum. Okuyacağınız isimlerin tamamı, “seçim”le ve “halkın oyu” ile iktidara geldiler ve yıllarca da yine seçimle iktidarda kalabilmeyi başardılar.

Bir yerde yanlış var ama bakalım yanlışın nerede olduğunu bulabilecek misiniz?

***

Kuzey komşumuz Rusya'da 18 Mart 2018 tarihinde devlet başkanını belirlemek için yapılan seçimde 2000’den beri devlet başkanlığı yapan Vladimir Putin, son seçimde seçmenlerin %77'sinin oylarını alarak yeniden seçildi. Muhalif aktivist Aleksey Navalnıy, seçimlere adaylığını koydu ancak adaylığı reddedildi. Bu da yetmedi ve Putin’in 2036 yılına kadar devlet başkanı olmasına olanak sağlayan yasa Mart 2021’de kabul edildi. (Putin’in 2000’de %53, 2004’de %72, 2012’de %63 ile seçildiğini hatırlatmak isterim)

***

2018’de yapılan Mısır cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, 2013'te darbeyle yönetimi ele geçirip, 2014'teki seçimlerde cumhurbaşkanı olan Abdülfettah es-Sisi, oyların % 97,2 sini alarak bir dönem daha bu göreve seçildi.

Yani “darbeci Sisi” için Mısır halkı “biz çok memnunuz, devam etsin” dedi.

***

Bir örnek de kendi ülkemizden verelim: 12 Eylül darbesinin lideri Kenan Evren Kasım 1982’de yapılan referandum ile halkın %91,37’nin oyunu alarak cumhurbaşkanı seçildi. (Buraya bir not düşmek istiyorum: Ne gariptir ki, aynı halk Kenan Evren’in idam cezası kaldırıldığı için müebbet hapse mahkum edilmesine ve öldüğünde tören yapılmadan bir başına kabre konulmasına ses çıkarmadı)

***

Doğu Afrika ülkelerinden Sudan ve lideri El Beşir bizim ülkemizde de iyi bilinir. 1989 yılında yaptığı darbeyle yönetimi ele alan Sudan lideri El Beşir, 1996’da %75, 2015’de ise yüzde 94.05 oranında oy alarak tekrar tekrar cumhurbaşkanı seçildi. Her şey demokrasiye ve sandığın gücü ile giderken, El Beşir kendisinin yaptığı gibi bir darbeye uğradı ve 2019’da ise yine bir darbeyle indirildi.

***

20 Nisan 2021’de cephede bir çatışmada hayatını kaybeden Çad cumhurbaşkanı Itno, ölmeden 1 hafta önce, 11 Nisan'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini yüzde 79,32 oyla kazanarak 6. kez seçilmişti. Bağımsız Ulusal Seçim Komisyonu da dün seçimin kesin sonuçlarını açıklamış ve resmi olarak Itno'nun seçildiğini duyurmuştu. 

Çad Cumhurbaşkanı İdris Deby Itno, partisi Ulusal Kurtuluş Hareketi ile iktidara geldiği 1990'dan bu yana ülkeyi yönetiyordu.

Cumhurbaşkanı Itno, 2018'de Anayasa değişikliğiyle, bu yıl görev süresinin dolmasının ardından, her biri 6'şar yıl olmak üzere 2 dönem daha seçilebilmesinin yolunu açmıştı. Yani ölmeseydi 12 yıl daha cumhurbaşkanlığı yapabilecekti.

***

Hitler 1934-1945 arasında iktidarda olduğu dönemin tamamında halk tarafından seçildi.

***

Pinochet, 1981 Mart’ında yapılan referandumda 8 yıl süreyle “seçilmiş başkan” olarak görev yaptı.

***

Azerbaycan'da 11 Nisan 2018’de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini 2003’den beri ülkeyi yöneten şimdiki Cumhurbaşkanı İlham Aliyev %86 oy oranı ile kazandı. 2003’de %76, 2008’de ise %85 oy oranı ile seçimi kazanmıştı. Babası Haydar Aliyev’in de 1993-2003 arasında cumhurbaşkanlığı yaptığını belirtmek istiyorum.

01 Haziran 2021
Captcha işaretlenmemiş.
Yazarın Diğer Yazıları
Sandık ne zaman doğru söyler?

01 Haz 2021

Bühtan ile imtihan

11 Mar 2021

Göğe bakalım

13 Oca 2021

Taassup-bağnazlık

23 Ara 2020

Hep statüko mu kazanacak?

15 Ara 2020

Enflasyon-faiz-döviz

23 Kas 2020

Atatürk ve Cumhuriyet sevgisi neden bitmiyor!

29 Eki 2020

Bize de mi hukuk?

15 Eki 2020

Şairler nerede?

12 Eki 2020

Lider mi, sistem mi?

07 Eki 2020