METİN ATAMER

Sağlık

Kim ne derse desin insan sağlığı, sinir sistemi ile doğrudan bağlantılıdır diye düşünürüm. Bir konuya üzülürsünüz, kısa bir zaman sonra bakarsınız bir yerinizde bir ağrı başlar, koşa koşa doktora gider, tedavi görmeye çalışırsınız. Bilhassa derin üzüntülerin sonunda karşılaşılan sağlık sorunları, içinden çıkılamaz durumlara kadar da gidebilir.
Şen şakrak insanların, yaşamayı seven, üzüntülere kulak asmayan bireylerin genelde sağlıklı yaşadıklarına şahit olduğum dostlarım vardır. Çok evvelden insan yaşamı ortalama 50-60 yıl arasında dolaşırken, bugün orta yaş gurubunun bu seviyeye yaklaştığını izlemekteyiz. Ömürlerin uzadığı muhakkak, aynı zamanda insan sağlığındaki problemlerinde arttığı bir gerçektir.
Türkiye’nin 15 sene evvel sağlık giderleri ile bu günkü sağlık giderleri arasında okyanuslar olduğunu unutmamak gerekir. 2002 senesi verilerinde gösterilen 13 milyar 230 milyon lira sağlık giderlerinin, 2015 yılında 104 milyar 568 milyon liraya çıkmasını değerlendirmek gerekir. Sadece son beş yıldaki bu gider 68 milyardan 104 milyara çıkışınıda araştırmak gerekir. Yaşam ortamında sadece sağlık giderlerinde toplum psikolojisinin değerlendirilmesi doğru olur mu bilmiyorum, ama mutlaka bir etkisi olduğuna inancım tamdır.
Aynı dönemler arasında suç ve ceza konularınıda incelemekte yarar vardır. Veriler incelendiği zaman 2002 senesinde işlenen 295 bin 828 suç, 2012 senesinde 3 milyon 285 bin 925 sayısına ulaşmakta. Bir başka deyişle 12 senede 10 katından daha fazla bir değere ulaşmasının arkasında ne olduğunu düşünmek gerek.
Cezaevlerini hiç ziyaret ettinizmi bilmiyorum. Tanrı ne oraya düşürsün, nede bir vesile ile oraya düşmüş bir yakınınızı ziyarete gitmek mecburiyetinde kalmanızı hiç dilemem. Hangi koşullarda nasıl ve ne tür bir ruh haliyle bir insan oradaki yaşama dayanabilir, tahayyül bile etmek istemem.
2002 yılı yerine son 4 senelik istatistik bilgileri vermek isterim. 2010 yılında 120 bin tutuklu sayısı 2014 yılında bu rakam 159 bine ulaşmış. 2015 senesinde ise bu rakam 173 bin sayısına tırmanış göstermekte. Bu rakamların içinde yapay olarak yaratılan bazı davaların rakamlarıda bulunmaktadır.
Toplumun ruh yapısının bozulması kanımca birkaç konuyu tetiklemekte. Bunlardan birincisi yurdum insanının sağlığı. Geçtiğimiz son 10 senede ruhsal hastalıklardaki artış yüzde 380 olarak verilmekte. İnsanın ruh yapısı bir kere bozuldumu, diğer hastalıkların peş peşe gelmesi işten bile değildir. Toplum içinde vatandaşın ruh yapısının bozulması, suç işleme iç güdüsünüde tetikler, böylelikle suç oranında artış meydana gelir.
Suç oranındaki artışları analiz edersek bazı konular öne çıkmakta. Mesela hırsızlık olaylarındaki artış yüzde 500 olarak kayıtlarda. Son 5 senede bilhassa kadına karşı şiddet olaylarında dikkate alınacak derecede artış kaydedilmiş. Bence sinir sistemi yıpranan vatandaş, ya hırsızlık yapmış, yada kadınlara şiddet uygulamış.
Bir de toplumda bulunan bireylerde suç işlemede artışın bir değerlendirmesini erkek ve kadınlarda yaparsak, kadınlarda artış yüzde 3, erkeklerde ise yüzde 97.
Bu verilerden hareketle yaşadığımız ortamın insan sağlığı bakımından, yaşam standardı düşüşüne bağlı olarak olumlu yönde gitmediği gerçeğini Devlet verilerinde biz bulabiliyorsak, Devletin buna bigane kalmasını anlamakta zorluk çekmekteyiz diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.


09 Eylül 2017
Captcha işaretlenmemiş.
Yazarın Diğer Yazıları
147 basamaklı merdiven

14 Haz 2021

DENİZ SALYASI

08 Haz 2021

Fatih Sultan Mehmet Han

02 Haz 2021

Mafya

31 May 2021

Yüce Divan

26 May 2021

19 Mayıs’ta yüzüm yok

20 May 2021

Haramlık

17 May 2021

Yol suzluk

12 May 2021

Zigüleli

05 May 2021

Kuyruklu yalan

04 May 2021