LEYLA AYSUN ALBAYRAM

Ne olduğun değil, ne olacağın önemli

İnsanoğlu, her ne kadar plan program yapsa da, geleceğin yaşamımıza ne getireceğini bilemiyoruz.

Planlarımız bazen tutuyor, çoğu zaman da tutmayan planların yeni şekline göre kendimize yön veriyoruz.

“İnsanlar plan yaparken, tanrı yukarıdan gülümsermiş” sözü bu anlamda çok hoşuma gider.

Yarının karşımıza neler getireceğini bilemeden, hırs ve ihtiras dolu yaşamları hayretle izlerken, aşağıdaki hikaye ilginç geldi.

***

Simit almak için sıraya girdim. Sıra çok kalabalıktı. 20 dakika kadar sırada kaldım. Hemen önümde bir kız çocuğu ve babası var. Babası gömlek düğmelerini boğazına kadar düğümlemiş. Tertemiz giyinmiş ancak kıyafetleri eski. Ayakkabıları kösele, eski ve yazlık. Anladım ki güngörmüş bir adam...

Çocuk iki de bir ‘’Hadi baba, acıktım gelmedi mi sıra daha?” diye söyleniyor...

Sonunda sıra onlara geldi. Adam bir simit istedi. Çocuk itiraz etti:

“Baba, ben tahinliden de istiyorum.” diye.

Babası "sus!" der gibi sessizce kaşlarını kaldırdı, “Olmaz!” demek istedi.

Bozuk birkaç adet parayı uzatırken paranın bir tanesi yere düştü, tezgahın altına gitti.

Adam diz çöküp almaya çalışırken,

Simitçi:

‘’Boş ver be abi, önemli değil!" diye söyledi.

Baba kısık sesle:

“Abi başka paramız yok, eksik kaldı. Hakkını helal et!” deyince, simitçi:

“Oturun sehpaya biraz; sıcak çıkınca ben getireceğim” dedi.

Adam eksik para verme mahcubiyeti ile en köşeye oturdu.

Ben de bu arada simidimi alarak yan masalarına oturdum. Çay söyledim, zeytin de koydular yanına.

Bu arada izliyorum. Simitçi kızacak  mı, sevecek mi diye. Neyse, geldi bizim simitçi içerden masaya doğru.

İki tabak yapmış, ama çok özel. Tabakların içine her şeyden koymuş sanki. Çocuğun istediği tahinliden, simit, börek, bu arada tatlılardan da unutmamış, silme iki tabak doldurmuş. Üç de çay geldi, simitçi de tabureye oturdu.

Ben pür dikkat onları izliyorum.

Kendi kendime, "adam kaç yıllık esnaf anlamış tabi, kim dilenci, kim aç kalmış, biliyor ve yanılmıyor." diye içimden geçirdim.

Başladılar sohbete, bu arada tekrar tekrar çay içtiler.

Sonra baktım simitçi, biraz kağıt para çıkardı ve adamın gömlek cebine koyuverdi. 

-"Yarın gel işine başla!" dedi.

Kısmete bak dedim. Adam parayı düşürdü diye üzüldüğü tezgah, şimdi ekmek parası kazanacağı dükkan oldu.  Neyse onlar kalkıp gidince, meraktan öleceğim sanki.

Hemen yanaştım simitçiye: -"Patron! Seni tebrik ederim" dedim. Hiç rencide etmeden babası ile küçük kızın karnını doyurdun.

Kimseye göstermeden de cebine üç-beş para koydun.  Allah Razı olsun, sayınızı çoğaltsın, ne iyi adamsın! “ dedim.

"Sağol” dedi simitçi.

"Ona söylemedim; ama o benim ilkokul arkadaşım. Ben onu tanıdım ama o beni tanımadı. Yarın gelince söyleyeceğim kendisine bunu. Şimdi utanır ve üzülür de işe gelmez diye söylemedim. Biz ortaokulda devlet okuluna giderken, babası onu özel kolejde okutuyordu. Çok zengin bir ailenin çocuğuydu. Hepimiz ona imrenerek bakardık. Ne oldu kimbilir? Ne olduğun değil, ne olacağın önemli. Yeter ki içindeki insanlık yaşasın.”

***

Anlayana!!!

19 Haziran 2021
Captcha işaretlenmemiş.
Yazarın Diğer Yazıları
Bayramın son günü, biraz eğlence…

24 Tem 2021

Denizlerimizi nasıl böyle kirletebildik?

19 Tem 2021

Güzel bir hayat dersi

17 Tem 2021

Yaşama anlam katabilenler

10 Tem 2021

Herkes aynı şeyi konuşuyor, “Esnaf süper ahlaksız”

03 Tem 2021

Insan yükseldikçe sözlerinde tutarsızlıklar artarmış!

26 Haz 2021

Rahatsız eden her türlü ses bütün gün yasak olmalı, yalnız gece değil!

24 Haz 2021

Ne olduğun değil, ne olacağın önemli

19 Haz 2021

Gezegeni öldüren şey, kapitalist hırs mı?

12 Haz 2021