ALİ ERSÖNMEZ

Köy Enstitüleri (1)

(Bilimin, sanatın, kültürün, üretimin ve hayatın okulları)

Köy Enstitüleri ile ilgili 81 yıldır tartışmalar, değerlendirmeler ve övgüler, hatta eleştiriler de sürmektedir. Köy Enstitüleri ile ilgili birbirinden farklı sınıflara ayrılmış birçok analizle karşılaşabilmekteyiz.

Köy Enstitülerine ilginin sürüyor olması, mevcut eğitim sistemlerinde verim alınamaması; yeni eğitim modellerinin alternatif olamaması; tutarlı, sürekli, planlı, programlı ve kalıcı bir eğitim modelinin hala hayata geçmemesi ile de ilintili olabilir.

Bir olayı, kuruluşu, yapıyı, bireyi, kurumu değerlendirirken; o dönemin sosyolojik, ekonomik, sosyal durumunu bilmek; öznel ve nesnel etkenlerini gözetmek, dönemin tarihi realitesi ve konjonktürel dengelerini gözeterek, bütünlüklü şekilde araştırmayı ilerletmek daha objektif sonuçlara yakınlaşmamıza yardımcı olabilir.

Köy Enstitüleri projesi hayata geçtiğinde, neredeyse tüm Anadolu'nun okulsuz ve öğretmensiz olduğu gerçeğini göz önüne alarak değerlendirmeler yapmak, bizi doğrusal bir hatta tutabilir. Köy Enstitüleri, yaşam, doğa, toprak, bitki, hayvan ortamının eğitimle buluşma süreci olarak da görülebilir. Ekolojik yaşama en yakın eğitim ortamı da denebilir.

Köy Enstitüsünün, Türkiye'de ilkokul öğretmeni yetiştirmek üzere 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 Sayılı Yasa ile açıldığını hatırlayalım. Türkiye'ye özgü olan bu eğitim projesini dönemin  Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç bizzat destekledi, hayata geçirdi ve yönettiler. Yani bu iki isim işin mimarlarıydılar.

“Köy Enstitüleri, nüfusunun yüzde 80’inin köyde yaşayan, nüfusunun yüzde 85’inin okuma yazma bilmeyen Türkiye’de, üretime yönelik öğrenimi temel alan, “eğitim üretim içindedir” şiarını ilke edinmiş eğitim kurumları olarak tanınmakta ve dünyada dikkat çeken bir model olarak bilinmektedir.”

Kırsal bölgelerdeki okulların toplum yaşam merkezi haline getirilmesi projesidir. Türkiye'de okulun,  yerel koşullara ve hayata uyarlanması sorunu eğitim felsefesinin özünü oluşturuyordu. Köy Enstitüleri, bir anlamıyla iş ve eğitimi birleştirme fikrini yerine getirmek için tasarlanmıştır.

Bu okullardan mezunların okul öğretmenleri hem de toplumun eğitmeni olması hedeflenmiştir. Dikkat çeken önemli nokta, öğrenciler dayanışma ve işbirliğini büyüterek; okullarını, evlerini, iş yerlerini, bağlarını, bahçelerini, oyun, eğlence, kültürel ve sanat alanlarını inşa ettiler ve birlikte yaparak ve yaşayarak, üretim ile eğitimi kaynaştırdılar.

Köy Enstitülerini,  dönemine göre ilerici, atılımcı, üretken, yaratıcılığın sembolü; edebiyat ve sanat açısından bir inşa süreci olarak değerlendiren, muhakeme edebilme ve etkili düşünmenin açığa çıktığı bir eğitim modeli olarak gören bakış açısı çoğunluğu teşkil etmektedir.

Köy Enstitüleri mezunlarından birçok aydın, yazar, ilerici, sendikacı, şair, siyasetçi yetişmesi bu kurumlara dair önemseme gerekçesini meşru kılmaktadır. Hatta Köy Enstitülerinin bu gerekçe ile hedef haline geldiği bilinmektedir.

Köy Enstitüleri sadece öğretmen yetiştirmedi, bulunduğu çevre ve bulunduğu bölgeye dönemine göre üst düzeyde katkı sunan kurumlar olmuştur: Çevre ve kaynaklarını araştıran, geliştiren ve çevrenin kalkınmasını da ilke edinmiş kurumlar olarak işlev görmüştür.

Aslında bu okullar yeni bir toplumun inşası, toplumsal, kültürel, ekonomik kalkınmanın ana rezervlerinin eğitim olduğu realitesi üzerine kurgulanmıştır. Kırdan şehre top yekun bir kalkınma hamlesinin sacayağı olarak “Köy Enstitüleri” projesi hayata geçmiştir.

Bu dönemin mezunları, köylerine döndükten sonra tarımı geliştirmede, yeni üretim alanlarının açığa çıkmasında, sanatta, zanaatta ve sağlık alanlarında bulundukları yerlerde adeta birer rehber olmuşlardır. Bu mezunlar, yeni nesillerin yetişmesinde direkt rol alırken,  kalkınmada da dolaylı görevler almışlardır.

Eğitim de, toplumlar ve insanlar gibi canlıdır, aynı kalamaz, değişir ve gelişir. Bu doğrudan yola çıkarsak, Köy Enstitülerini önemli bir deneyim olarak algılamak gerekir. Bu eğitim kurumlarındaki sistemin oturduğu temel pratik, ilke ve değerleri; insan ve yaşam merkezli eğitim anlayışı, eğitim planlamalarında bize ciddi dersler verebilir, hatta buradan yeni yollar çıkarmak mümkün olabilir.

Yararlanılan Kaynaklar:

1.Wikipedia.org

2.İnönü Vakfı(ismetinonu.org.tr)

4.Eğitim Sen Yayınları

5.Kemal YALÇIN (artıgerçek.com)

6.mebhabercim.com

20 Nisan 2021
Captcha işaretlenmemiş.
Yazarın Diğer Yazıları
“Doğa ve insan sevinçler yaratmak için vardır!”

14 Haz 2021

“Doğa çocuklarındır!”

10 Haz 2021

Yaşamak! Bir orman gibi…

02 Haz 2021

Uzaktan eğitime dair anketin bize yansıttıkları

25 May 2021

Dünya çocuklarının eğitime ulaşma durumu (3)

21 May 2021

Dünya çocuklarının eğitime ulaşma durumu (2)

18 May 2021

Dünya çocuklarının eğitime ulaşma durumu (1)

11 May 2021

Çocukların oyunlarına dahil olmak (2)

07 May 2021

Çocukların oyunlarına dâhil olmak (1)

28 Nis 2021

Köy Enstitüleri (2)

21 Nis 2021