LEYLA AYSUN ALBAYRAM

Kötü ve tehlikeli bir algı

Bir AVM’de, asansöre yönelince, asansörün fazla yükten dolayı siren çaldığını ve bir tatsızlık yaşandığını anlıyoruz. Bir tane modern giyimli, çocuk arabası ve yanında çocukla binmiş, bir tane de kapalı iri yarı bir kadın iki çocuğu ile asansörde.

İkisi de inmemekte direniyor. Aslında çocuk arabalı kadının öncelikli olması lazım. Ama iri yarı kadın itiraz ediyor. Tam arkamızı dönüp gitmeye kalmadan kıyamet kopuyor, çocuk arabasıyla binmiş olan genç kadın asansörden iniyor. Galiba iri yarı kadının çocuğunu itelemiş veya bir şey söylemiş.

Aman tanrım, iri yarı kadın bir panter. Bu arada, eşini çocuk arabası ile asansöre bindirip, kendisi merdivene yönelen adam da koşup geliyor.

İri yarı kadının konuşmasından Suriyeli olduğunu anlıyoruz. Kadının zaptedileceği yok. Çocuk arabalı kadına doğru adeta bir panter gibi saldırıyor, ellerini kaldırıyor, tam vurdu denecek, son anda kendini kontrol ediyor ve güvenlik, polis diye avazı çıktığı kadar bağırıyor. Çocuk arabalı genç kadın ve eşi şaşkın. Adam eşine hiç tepki göstermemesini telkin ederek, iri yarı Suriyeli kadının saldırılarına karşı duvarın dibine siniyorlar adeta.

Kadın güvenlik diye bağırıyor, saldırıyor, kendini son anda kontrol ediyor, araya birileri giriyor sürekli. Ama kadın bir felaket. Olayı izleyenler, kadının Suriyeli olduğunu konuşurken, kucağında çocukla olayı izleyen Suriyeli genç bir adam dönüp, ırkçılık yapmayın diyor ama, tepki alıyor.

Bu arada, genç kadının çocukları ve Suriyeli’nin kendi iki çocuğu da panik halinde sürekli ağlıyorlar.

Bir süre sonra iki güvenlik görevlisi gelince, eşiyle duvarın dibine sinmiş genç kadın can havliyle, “Bunları başımıza bela ettiniz” diyor. Bu kez şaşırma sırası güvenlikte. Ellerini iki yana açıp, “Nereden ben bela ettim, devleti ben mi yönetiyorum” diye cevap veriyor haklı olarak.

Biraz sonra güvenlik sayısı sekize yükseliyor ve Suriyeli çığırtkan kadını bir tarafa, çocuk arabasıyla panik yaşayan kadını ve eşini diğer tarafa doğru götürüp, kalabalığın dağılmasını istiyorlar.

***

Olayı izleyenler de şaşkın ve dehşet içinde kalıyor. Mesele elbette ırkçılık değil. Suriyeliler’in hepsi kötü, bizler çok iyi ve masum insanlar değiliz. Onların arasında da itiler ve kötüler mevcut doğal olarak. Ancak, böyle bir olayda ilk algımız saldıran kadının Suriyeli kimliği oluyor ne yazık ki.

Çünkü, devlet 2 milyon nüfusu olan bir kente 1 milyon Suriyeli getirdi. Başlangıçta 400 bin diye bir nüfustan bahsediliyordu. Ama aradan geçen zaman içerisinde doğurganlık hızlarının yüksek olması ki bu konuda çok enteresan. İnsanların mülteci olarak barındığı bir ülkede 7-8 tane çocuk sahibi olması ayrı bir araştırma konusu.

Biz kent olarak 2 milyon nüfus ile konuttan eğitime, sağlıktan altyapıya zaten zar-zor idare ederken, üzerine 1 milyon daha nüfus bindirilince her konuda daha büyük daralmalar yaşanmaya başladı.

Suriyeliler’in kent ekonomisine katkısı, ucuz işgücü olmaları, geneli fazla ilgilendirmiyor. Vatandaş, devleti evde çoluk çocuğu sefalet içerisinde yaşarken, kendisi metrese para yediren koca gözüyle görüyor. Bir de böyle olaylar yaşanınca, tepki ve olumsuz görüşler artıyor. AVM’deki saldıran kadını izleyen biri, “Bunlar bu kadar cesareti nereden alıyor” diye soruyor yanındakine.

***

Çocuk arabalı kadın asansörde çok kötü bir davranışta bulunup, Suriyeli kadını kızdırmış olmalı. Ama onun gösterdiği tepki, çığırtkanlık ve saldırıları karşıyı mağdur durumuna düşürdü. Orada manzarayı izleyenlerde de “Suriyeliler geldi, şimdi bize saldırmaya başladı” diye algı oluşturdu. Bu çok kötü ve tehlikeli bir algı. Sağlıklı yaşam alanları daraldıkça, kaynaklar yetmedikçe sıkıntı da artacak gibi…

15 Ekim 2021
Captcha işaretlenmemiş.
Yazarın Diğer Yazıları
Hep bu dış güçler!

04 Ara 2021

Kadınların, kadınlardan haberi var mı?

27 Kas 2021

Futbolcu farkı!

20 Kas 2021

Demek şiar buymuş!

13 Kas 2021

Yoksulluk daha da artacak

06 Kas 2021

Yoksulluk ve çaresizlik paçalardan akıyor

30 Eki 2021

Menfez çukurları

23 Eki 2021

Kötü ve tehlikeli bir algı

15 Eki 2021

Dünden bugüne artarak gelen şiddetin yarın için önlemi yok

09 Eki 2021

Umudumuzu kaybetmeyelim

02 Eki 2021