METİN ATAMER

Korkum

Gelecekten korkmamak gerekir diye söylerdi eskiler. Çelişki budur ya gelecek her zaman geçmişi aratır sözleri de doğru olmakta. Bir çok deneyim bizlere yeni ufuklar açar, hem de her konuda . Kimi zaman insan geçmişe özlem duyar, kimleri ise gelecekte neler olabilir derdine düşerler.

 

Bundan çok seneler önce renkli televizyon yokken, ekranlarda Uzay Gemisi adlı bir dizi de Kaptan Kirk, elinde bir telefon, hem konuşmakta hem de görüntü almaktaydı. Böyle bir şey olabilmesinin uzak ihtimal bile olacağını düşünmedim desem, yalan söylemiş olurum. Bugün geldiğimiz yerin işte o yer olduğu bir gerçek.

 

Batılı bir çok ülkenin liderlerinin ülkelerinin geleceğine hükmetmiş olduğunu tarihin tozlu sayfalarda okumaktayız. Tarihi iyi özümsemek gerekir. Tarihi sadece netice olarak irdelemek, hiçbir zaman doğruyu göstermez. Tarihin akış sebepleri, olayların evveliyatının incelenmesi sonrası, sonuçları okumak gerekir. Sonuç okumak çok önemlidir. Hani başbakan bugünkü meclis konuşmasında, şu mesajları verdi diye söylediğimizde, mesaj konusunda söylenen sözler yoruma açıksa, siyasi için söylenecek bir şey kalmaz.

 

Hani bir yere herkes bakar, detayı ancak birkaç kişi görür. Bazı insanlar her zaman detay için bakar, çünkü büyük resmin ince detayında esas öz saklıdır. Bizim için önemli olan büyük resimden ziyade resmin içinde ince detay önemlidir. Ülke olarak çok kritik bir kavşakta bulunmaktayız. Bu kavşağa gelen yollarla, giden yolların trafiğini çok iyi kontrol etmemiz gerekir.

 

Bakın 10 Aralık 2010 tarihinde bir işportacının Tunus’ta zabıtalar tarafından tartaklanması neticesinde, kendisini yakması ile tetiklenen isyan hareketleri ile Arap ülkelerinde meydana gelen dalgalanmada, bizde müdahil olmaya yeltendik. 2011 yılında ise bizim baş efendi bazı Arap ülkeleri için Afrika’da kısa bir tur attı. Hatta inanmadığı laiklik konusunda bile Mısır’a telkinde bulunmaya kalktı. Suriye, Mısır, Libya ve Cezayir ile Tunus’a yaptığı ziyaretlerden hemen sonra bu ülkelerde inanılması zor olaylar meydana geldiğini yaşadık. Kaddafi devrildi, Mısır devlet başkanı ihtilalle yerinden oldu. Suriye’de halk içerden Esad rejimine karşı ayaklandı. Tehlikeli bir şekilde bizim de Suriye’deki muhalifleri destekleme girişimlerimiz hala can almakta.

 

Rusya’ya yanaşmak için S400 füzeleri ile dans etmemiz, büyük edeyi kızdırdı. Bir de Nükleer Enerji Santral Projesi’ni Ruslar’a verince ortalık kızıştı. Hem casus papazı aldı, hem de Petriotları neden almadınız diyerek, şikayette bulundu. Bu nedenle bizim için çok önem arz eden F35 savaş uçaklarının projesinden atıldık. Bu arada her ne hikmetse, Tank fabrikasının yenilenmesi için gerekli olan 50 milyon doları bulamadığımızdan, QATAR’a peşkeş çektik. Ülkemde bütün musluklar kurumaya başladı. Benim Cumhuriyet tarihi ile beraber kazanımlarım birer ikişer satıldı ve nereye harcandı diye kimse hesap bile soramadı.

 

Derken Saraylar yapıldı, hatta uçan Saraylar alındı. Hem de 13 adet uçan saray yetmeyince, yüzen saray gündeme geldi. Bizden hala bütçe açığının inanılmaz bir seviyede olduğu saklanmakta. Saraylar yetmeyince Okluk koyunda 40 bin çam kesilerek bir yazlık daha saray, bir de Ishak Paşa’nın Sarayı kıskanıldığından, Doğuda bir küçük Saray yapımı başlandı. ‘’Kendi himmete muhtaç dede, kim kime himmet ede’’ demezler mi adama? Gidip başka ülkelere verir talkını, kendi yutar salkımı. Hazinenin devamlı açık verdiğini, damat olan gariban söylememekte. Kayınpederi adına kendisi, doğruyu halktan saklama yarışında. Ekranlara çıkıp halkla alay edercesine bilmem kaçıncı çeyrekte düze çıkacağız demekte. Milli gelir inanılmaz sevide olacak diyerek, yalan söylemekte. Sokaktaki emekli ve işsiz genç nesil bunun hesabını mutlaka bir gün soracak diye düşünmekteyim. 

 

Geçenlerde yine bir Uzak Doğu ülkesine ziyarete gitti bizim başımızdaki Cumhur. 17 Aralık tarihinde. Eyvah dedim kendi kendime , Malezya’da mutlaka ya bir ihtilal olacak yahut ta hükümet düşebilir endişesine kapıldım. Bugün baktım Malezya Başbakanı Mahathir Muhammed istifa etmiş ve hükümet düşmüş.  

 

Neden korkmaktayım biliyor musunuz, hani arabası ile bizim caddeden bazen geçmekte. Belki 100 belki 200 araçlık konvoy oluşturmakta bizim Cumhur her geçişinde. Hani yoldan geçerken bizim evin önünde durup ‘Metin‘e bir uğrayım’ derse yandık, bizim evdeki hakimiyetimizin sonuna gelmiş oluruz diye korkarak bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.

10 Mart 2020
Captcha işaretlenmemiş.
Yazarın Diğer Yazıları
Yol suzluk

12 May 2021

Zigüleli

05 May 2021

Kuyruklu yalan

04 May 2021

İhtiyar adam

27 Nis 2021

Yüz yirmi sekiz

22 Nis 2021

Zürefa

16 Nis 2021

Sahte karlık

13 Nis 2021

Montreux

06 Nis 2021

İstanbul Sözleşmesi

26 Mar 2021

Ne Zararı Var

22 Mar 2021