CELAL DENİZ

KAYYUMLARLA DARBEYE KARŞI MÜCADELE EDİLMEZ

Bu ülkenin cumhuriyetten bu yana tarihinin yarısına yakını darbeler, sıkıyönetimler ve OHAL yasaları ile yönetildi. Bunca darbeye rağmen sivil yönetimler darbelerin nedenlerini ortadan kaldıracak bir demokratikleşme sürecini işletmek yerine, darbeleri fırsata çevirip kendi iktidarlarını sağlama alacak yasalara, yöntemlere başvurdular.
15 Temmuz başarısız darbe girişimi de bu meyanda AKP'nin kendi iktidarını sağlama alacak yöntemlere başvurmasına neden oldu.
Darbenin arkasında FETÖ var düşüncesi ile devlet kurumlarında görevli yüz binden fazla insan görevden uzaklaştırıldı, tutuklandı, gözaltına alındı. Cumhurbaşkanı yaşanan sürecin haksızlıklarını gördüğünden midir ''at izi iti izine karıştı'' sözünü söyledi.
Ancak AKP at izini it izine karıştırmayı sanki bilerek yapmaya çalışıyor. Bir taşla birden fazla kuş vurma hesapları yapıyor. Bunun sonucu olarak Kürt siyasetini etkisizleştirmek için darbe girişimini bir fırsat olarak görüyor.
Bu hesapla 28 Belediyeye polis ve zırhlı araçlar eşliğinde kayyum atıyor, 11000'den fazla öğretmen muhalif sendikaya üye olduğu için ve hak eylemlerine katıldıkları için açığa alınıyor.
29 Aralık'ta KESK'in çağrısı ile bir hak eylemine katılan öğretmenler kamuoyunda PKK yandaşı diye itham edilip açığa alınmalarında ki oluşacak tepkiyi azaltmaya çalışıyorlar. AKP resmen darbe girişimini iktidarını sağlamlaştırma hesabı ile devlet içinde ki kadrolara karşı bu operasyonu yürütüyor. Yoksa 11000 öğretmenin neredeyse tamamı gerçek hukuki süreçte suçlu bulunmayacak sadece hak talepleri için mücadele etmiş oldukları görülecektir.
AKP'nin hukuk tanımazlığının bir başka boyutu ise belediyelere atanan kayyumdur. Kayyum halkın iradesine saldırıdır. Seçilmiş belediye başkanlarını görevden uzaklaştırmak, belediye meclislerini işlevsizleştirmek sadece Kürt hareketine bir saldırı değildir. Aynı zamanda yerel demokrasiye karşı da bir saldırıdır.
Yerel yönetimler demokrasinin okuludur. Ve Yerel demokrasiler gerçekten etkili olsa bugün bu ülkede her fırsatta yaşanan darbe girişimlerinin önü tıkanır. Çünkü darbeciler hukuksuzluk zeminini kendileri için bir fırsata çeviriyorlar.
Atanan kayyumun ilk işi Kürtçe tabelaları indirmek oldu. Bu da gösteriyor ki geleneksel devlet refleksi hala Kürtçe dilinin kamusal alanda görünür olmasından rahatsızdır. Derik’te üç dilde yazılı tabelanın indirilmesi, sonrasında tepkiler üzerine tabelanın bir dil eksiltilerek yani Ermenice düşülerek yeniden asılması da gösteriyor ki geleneksel devlet refleksi içinde ki Ermeni düşmanlığını hala atamamıştır.
Darbelere karşı yeni bir ruh yaratmak isteyenler, görülüyor ki sadece kendi iktidarlarının etrafında bir kenetlenme arayışındalar. Bir arada yaşam kültürü Yenikapı Ruhu yaratmak isteyenlerden fersah fersah uzaktır.
Belediyelere kayyum atamak, Muhalif sendika üyesi öğretmenleri ve kamu çalışanlarını açığa almak bir arada yaşam arzusunu bitirmektedir. Öğretmenlerin görevlerine dönemsi için bir hukuki süreç yakında başlayacaktır. Ancak hukuk yerini bulsa öğretmenler görevlerine iade edilse de bu ülkede devletin bu hukuksuzluklarının ve haksızlıklarının yarattığı tahribat darbecilerin yaratmak istedikleri tahribattan geri kalır olmayacaktır.
23 Eylül 2016
Captcha işaretlenmemiş.
Yazarın Diğer Yazıları
Irkçılığın tedavisi var mıdır?

11 Haz 2019

AKP KÜRTLERİN TEPKİSİNİ ÖLÇÜYOR

31 Eki 2016

Kuvvetsiz adalet iktidarsız, adaletsiz kuvvet zorbadır

28 Eki 2016

Piyonların Pişmanlıkları Muteber Sayılmaz

24 Eki 2016

ANTEP MARKA KENT ÖYLE Mİ?

18 Eki 2016

HURŞİT ÜZERİNDEN DEVLETİ AKLAMAK

13 Eki 2016

KARABULUTLARI DAĞITMAK MÜMKÜN

10 Eki 2016

KRAL ÇIPLAKSA ÇIPLAK DİYECEĞİZ

06 Eki 2016

TEK TİP TOPLUM İÇİN TEKLEŞMİŞ MEDYA GEREK

05 Eki 2016

KAYYUMLARLA DARBEYE KARŞI MÜCADELE EDİLMEZ

23 Eyl 2016