AYFER TUZCU ÜNSAL

Kastamonulu Sabiha Hanım....

Bugün Kastamonu’yu yazmak geldi içimden. Kastamonu, Karadeniz’de sahili olmasına rağmen bir kıyı şehri değil.

Müthiş bir yemek/yiyecek kültürü ve doğa zenginliği barındırıyor bünyesinde. Özellikle Kurtuluş savaşı sırasında stratejik bir öneme sahip olan İnebolu da Kastamonu sınırları içerisinde. İnebolu, 1. Dünya Savaşında çok önemli bir yerken, bugün maalesef değil. Ama, Atatürk’ün kıyafet devrimini yaptığı bina, bakımsız da olsa ayakta... İnebolu’ya varmak için Küre dağlarından geçiyorsunuz... Uçsuz, bucaksız bir orman... Zaman zaman dağın üzerinde bir teleferik görüyorsunuz, “nedir?” diye sorduğunuzda: 1950’li yıllarda Küre dağlarından İnebolu limanına bakır madenini taşımak için yapıldığını öğreniyorsunuz. Kilometrelerce ve milyon dolarlar harcanarak yapılan bu alet, hiçbir zaman kullanılmamış...

Kastamonu’da bir kent müzesi var. Müzeyi kuran Fahri Özbek’ten her ile bir tane gerek... İşini çok iyi yapmış, müzeden kent hakkında derin bilgi alabiliyorsunuz. Eski ismi: Sanayi Nefise Mektebi olan Endüstri Meslek Lisesi Kastamonu’da 1869’da açılmış örneğin… Ülkemizdeki ilk piyano da Kastamonu’da yapılmış. Taşköprülüoğlu Mehmet usta, tam 5 adet piyano yapmış. Birisi Abdülhamit’e armağan edilmiş. Bir diğeri sarayda yapılıp II.Wilhelm’e hediye edilmiş. Birisi Mehmet ustanın ailesinde kalırken, bir diğeri yine Kastamonu’da bulunan 75. Yıl Cumhuriyet evinde bulunuyormuş.

“Tiridine tiridine tiridine bandım” türküsü Kastamonu/Tosya’ya ait. Bugün tirit halen “kel simit” denilen susamsız simit; et suyu ve Kastamonu/Taşköprü samırsağı ile hazırlanıyor. Oldukça basit ama çok lezzetli bir yemek.

trit

Pastırma, Kastamonu’da beni şaşırtan yiyeceklerden biriydi. Üstelik Sedat Usta’da çok güzel yapıyor işini. Hem çemenli; hem çemensizi var. Çemensizi ile şahane bir ekmek yapıyorlar. Eşim, halen tadını unutamadı… Üstelik her seferinde aldığınız pastırma aynı kalitede…

Mustafa Afacan, tamamen doğal ürünler satan bir arkeolog. Bazı ürünleri kendisi yetiştiriyor. 25 çeşit fasulye yetiştirdi bir ara… Sattığı kepekli un, su değirmeninde çekilmiş. Üryan eriği dediği kabuğu soyulup kurutulmuş erik, bu dünyadaki en lezzetli yiyeceklerden birisi herhalde. Mustafa, gayet güzel bir sistem kurdu. Siparişle her yere malzeme gönderiyor.

SİYEZ BULGURU

Beni Kastamonu’ya getiren neden Siyez bulguru… Tiriticum monococcum denilen ve ilk evcilleştirilen buğday olduğu tahmin edilen buğdaydan yapılıyor. Halk arasında kabulca veya kaplıca denilen bu buğday türünü bitki hastalıklarının hiç biri etkilemiyormuş. Siyez bulguru bugün, aynı yöntemle asırlar öncesi gibi ekiliyor ve bulgur haline getiriliyor. Yani gelenek, yüzyıllardır hiç bozulmamış. Düşünebiliyor musunuz? Kastamonulular taa Hititlerden beri aynı buğdayı yemiş oluyorlar böylece… Hatta, adının bile Hititçe “zizi” denilen buğdaydan geldiği tahmin ediliyor.  Dr. Füsun Ertuğ’un yaptığı araştırmaya göre, işlemesi biraz güç siyezi; kabuğu zor soyuluyormuş çünkü… Bir de bugün ekilen buğdaylara göre verimi daha azmış… Hani her kentin bir sembolik yemeği olur ve insanların burunlarında tüter… İşte Kastamonu’nun ki de siyez bulguruyla yapılan “eğşili pilav”. İçerisine siyez bulgurunun yanısıra ısırgan otu, ebegümeci, yoğurt, tereyağı, nane, konuyor. Aslında pilavdan çok sulu bir yemek olan ekşili pilava isteğe göre; dereotu, asma yaprağı, kuru ve yeşil soğan da konulabiliyor.

Yapılışı şöyle: Benim yediğimin içerisinde sote edilmiş bol soğan vardı. Soğan sote edildikten sonra siyez bulguru konuyor. Bulgur sulu bir şekilde piştikten sonra ayrandan koyu kıvamda yoğurt konuyor. Sonra bol yeşil soğan, ısırgan otu, ebegümeci, taze nane, kuru nane, bağ yaprağı ve maydanoz konuyor. Piştikten sonra üzerine yağda kavrulmuş salça ve nane ekleniyor.

 

WhatsApp Image 2021-04-25 at 15.28.03
Kadınlar pazarındaki dikenucu bitkisi fotoğrafı.
Baharda yetişiyor ve yemek yapılıyor.

WhatsApp Image 2021-04-25 at 15.29.02
Galdırık, yemek yapılan bir başka bahar bitkisi…

WhatsApp Image 2021-04-25 at 15.30.49
Ve ünlü kuzugöbeği mantarı. Kastamonu’da çok sayıda mantar çeşidi var.

10
Bu fotoğraf ünlü sarımsak diyarı Taşköprü’de çekmiştim. Tuz pazarda bu şekilde satılıyordu.

 

 İZBELİ ÇİFTLİĞİ

400 yıllık, İzbeli ailesine ait bir çiftlik var Kastamonu’da. Çiftliğin Hanımağası Sabiha Hanım; oğulları Serdar ve Burak’la yaşadıkları evlerini şahane bir lokanta haline getirmişler. (0 366 244 3645) Özellikle sabah kahvaltılarının çok popüler olduğu İzbeli çiftliğine Türkiye’nin her yerinden turist geliyormuş. Ben de kahvaltıya gittim, çiftliğe. Sabiha İzbeli, çok hoş bir kadın. Evin duvarlarında önceden çekilmiş, fotoğrafları asılı. Bu fotoğraflarda onu, japone kollu iri desenli elbisesiyle, güzel bir spor arabanın yanında poz vermiş olarak izleyebiliyorsunuz. Girişimci bir ruha sahip Sabiha Hanım. Çiftliği lokanta haline getireli seneler olmuş. Öyle mükemmel organizasyon yapıyor ki aynı anda 150 kişi ağırlayabiliyor burada. Tüm yardımcıları, çiftliğin yakınındaki köyden geliyorlar.

Sabiha Hanım’ın kayınvalidesinin kayınvalidesi Selma İzbeli, Müdafa-i Hukuk Cemiyetinin kadınlar kolu kurucularından ve ilk belediye meclisi üyelerinden. Bütün bunları kahvaltı masasında bir taraftan sürekli atıştırarak, bir taraftan sorular yönelterek öğrendim. Bana, çiftlikte vahşi hayvanlarla olan ilginç deneyimlerini de anlattı. Bir ara bana sordu: “Masada ne eksik?” Masada birşey eksik değildi ki… Cevaplayamadım. Bu sefer, “ne eksik?” diye ben ona sordum. “Zeytin” diye cevap verdi. Gerçekten de kahvaltı masasında zeytin yoktu. “Neden yok?” dedim. “Çünkü İzbeli çiftliğinde zeytin yetişmiyor, ben de o nedenle ikram etmiyorum” dedi. Masada alıç, erik, elma, ayva, kuşburnu, kızılcık, elma pekmezleri ile ayva suyuyla yapılan marmelat, acı elmanın suyuyla ve posasıyla yapılan marmalet, kızılcığın suyu süzülerek yapılan marmelatın yanısıra, üryani eriği denilen kabuğu soyularak kurutulmuş eriğin pelverdesini tattım. Tereyağ, peynir ve kaymak da İzbeli çiftliğinde yapılıyor. Masada köy yumurtasıyla yapılmış sahanda yumurta da vardı. Kahvaltı başlangıcında eğer arzu ederseniz, çaydan önce sütle başlatıyorlar sizi kahvaltıya. Öğle vakti sadece yerel yemekler ikram ediliyor İzbeli çiftliğinde… Etli, otlu, yoğurtlu, patatesli, mantarlı ve şekerli ekmekler, yanında ayran veya üryani eriği hoşafı ile ziyaretçilere sunuluyor.

Sabiha Hanım’ın dediğine göre Gaziantep’ten de çok müşteri geliyormuş. Değmez mi? Kastamonu da güzel; eski bir sipahi ocağı olan İzbeli çiftliği de…

 

 

p
Kastamonu’da yapılan piyano Kent Müzesi’nde sergileniyor

 

t
Kastamonu’da susamsız simitle tirit yapan Hasan Köse Usta ile.

 

1
Sedat Tabakoğlu şahane pastırma yapan bir usta. Sadece kışın yapıyor.

 

2
Kastamonu gerçek dondurmanın yapıldığı salebi de üretiyor bol miktarda

3
Sabiha Hanım maşallah size İzbeli Çiftliğini yönetmeye devam ediyor. Aradan
16 sene geçmiş… Fotoğrafta Paflagonya organiğin sahibi Mustafa Afacan da var.

 

4
Gördüğünüz bu teleferik 1950’li yıllarda Küre Dağlarından İnebolu limanına
bakır taşımak için yapılmış ve hiçbir zaman kullanılmamış!

 

WhatsApp Image 2021-04-25 at 15.27.16
Kastamonu olağanüstü güzel bir yer… Bu fotoğrafı yıllar evvel, Kastamonu’dan İnebolu’ya giderken çekmiştim.

26 Nisan 2021
Captcha işaretlenmemiş.
Yazarın Diğer Yazıları
Neden yıktınız adamın evini?

07 Haz 2021

Keşke dünyanın kıymetini bilebilseydik...

31 May 2021

Pandemi nedeniyle öğrendiklerim (1)

24 May 2021

Astarlı sütlaç/Zerdeli sütlaç

17 May 2021

Annemin böreği ve zeytinyağlı dolması

10 May 2021

Kastamonulu Sabiha Hanım....

26 Nis 2021

Bir gün, “karşı cins” kotasının erkekler için kullanılmasını dilerim

20 Nis 2021

Patates soyma makinesinde fıstık da soyuluyor!

19 Nis 2021

Odun ateşi ile kömür ateşi arasında ne fark var?

12 Nis 2021

Gaziantep’in ilk kadın gazetecisi kim?

06 Nis 2021