AYFER TUZCU ÜNSAL

Hoş bir sonbahar günü

Bir süreden beri Gaziantep'teyim... Zorunlu yapmam gereken işler dışında gönlümce takılıyorum. Doğduğum şehri yürüyerek yeniden öğrenmeye çalışıyorum.
Birkaç gün evvel bütün bir öğleden sonrayı Büyük Pasaj’da harcadım. Bilinç altım beni 30-40 sene öncesine götürmek istedi galiba. Önce alt kattaki bir saatçi dükkanına girdim. Dükkanın sahibi son derece terbiyeli genç bir adam. Belli ki, babası da orada saatçi idi. "Babanız ne iş yapardı?" diye sordum ve istediğim cevabı aldım. Pasaj açıldığından beri orada saatçi dükkanları varmış.

Büyük kentlerde ve tanımadığınız yörede en güvenilir saatçi bir AVM'nin içindedir. Onlar, her türlü eşyayı domates, salatalık satar gibi satarlar. Esnaf değillerdir. Üç hafta önce kimseyi tanımadığım için çok sevdiğim su geçirmez saatimin pilini AVM içerisindeki bir saatçi dükkanında değiştirmek zorunda kaldım. Pil takıldıktan 20 dakika sonra saat geri kalmaya başladı, üzüntümden kahroldum. Eşim saati geri götürdü, bu sırada oldukça fahiş bir fiyata orijinal pilin yerine ehven bir pil takıldığını da fark ettik. Saat elden ele gezerken yerine oturdu ve yeniden düzenli çalışmaya başladı. Elim yüreğimde, her an durmasını bekliyorum.
Yukarıda yazdığım olay, Antep'te pasajda olmaz. Neden olmaz? Bu esnaf benimle hep yüz yüze bakmak zorundadır. Beni aldatmayı o nedenle aklından bile geçirmez. Ömer Bey'in dükkanına oturunca saatimin kordonu koptuğu için değiştirmek istediğimi söyledim. Bana metal dahil olmak üzere dört-beş çeşit kordon getirdi, beğendirdi ve takıp, koluma verdi. Arkadaşımın da iki saatine istediğimiz marka pil taktı, onları da en mükemmel şekilde yaptı. O kadar memnun kaldım ki anlatamam.

Büyük Pasajda halen papatyalı tabaklardan var

Büyük Pasaj'da halen popülaritesini kaybetmeyen papatyalı yemek takımı görmek beni çok şaşırttı. Pasaj, pek değişmemiş, 30-40 sene öncesindeki gibi eşyalar satılıyor. Elektrikli eşyaların çoğu hiç duymadığınız markalı Çin malı. Garantisi var, ama servisi yok! Fiyatlarda ise pazarlık söz konusu...

Pasajda geçirdiğim süreçten çok keyif aldım. Oraya herhangi bir şey almak için girmemiştim. Eşya almaktan ziyade esnafla konuşmak istedim, onu da gerçekleştirdim. Saatçiyi görünce, yanımda taşıdığım kayışı kopmuş saatim geldi aklıma. Yani, dükkanlara bakarak bir şeyler hatırlamaya çalıştım, iyi oldu.
Beraber takıldığım arkadaşım Maraş asıllıdır. "Yarın Maraş'a gidelim" dedi, kalktık gittik. Tavsiye ile şehrin girişinde şık bir mekanda kahvaltı ettik. Pek beğendik. Ancak, benim adetimdir, hesabı mutlaka kontrol ederim. Bir yanlış buldum. İkaz ettim, "Aman işte o fişi düzeltemeyiz, silemeyiz, onun yerine şunların parasını almadık"' gibi absürt şeyler söylediler, beni memnun bırakmadılar. Oraya tekrar gitmeyeceğim, profesyonelce yönetilmiyor zira.

Maraş'ta gezerken, bisiklet parkuru aklıma geldi birden. Üç-dört yıl önce, elektrikli bisiklet almak istemiştim. Firmanın sahibi bana referans olarak Maraş'taki bisiklet parkurunu göstermiş ve oraya benim beğendiğim bisikletlerden onlarca sattığını söylemişti. O bisikleti alamadım, içimde özlem kaldı, parkura gidip bisiklete bindim.
Maraş'ta ki bisiklet parkuru Oniki Şubat Belediyesi’ne ait. Belediye çeşitli model ve boyda bisiklet almış, istediğinize biniyorsunuz. Oraya üye olmak gerekiyor, önce bir kart alıp, para yüklüyorsunuz, sonra kartınızı okutup bisikletinize bir saat boyunca binebiliyorsunuz. Bisiklet parkurunun yanında yürüyüş alanı da var, isterseniz yürüyüş yapabilirsiniz.
İşe, tesisin yetkilisini bularak başladım. Anladım ki kart almamız gerek. Ancak, tesisin yetkilisi Mehmet Reşat Doğan, "Siz dışardan gelmişsiniz, misafirimiz olun, istediğiniz bisikletlere binin" dedi.

Dört tekerlekli bisikletle tur.
Biz dört kişiydik. Baktım dört kişilik ve dört kişinin pedal çevireceği bir model var, ona yanaştım. Eşim güneşi bahane ederek vazgeçmek istedi. Hemen bir tane aynı bisikletin tentelisini bulup, onu ikna ettim, bindik ve yola koyulduk. Dördümüz birden pedal çevirdiğimiz için düz yolda gitmek hiç zor olmadı. Bir yer hafif yokuştu, pek zorlanmadan onu da aştık. Yol boyunca gençlere rastladık, rica ettik bisikletlerinden inip fotoğrafımızı çektiler, sevindik. Bu arada birbirimizle şakalaşıp çok güldük. Eşim, yorgunluğunu beyan edince geri döndük. Velhasıl ılık sonbahar havasında hem çok eğlendik, hem de spor yaptık.
Tesisten ayrılırken Mehmet Reşat Bey'e beni pek mesut eden misafirperverliği için teşekkür etmek istedim. Bize vakit ayırdı, tesis hakkında bilgi aldım. Gerçekten çok sayıda elektrikli bisiklet almışlar. Çevre illerden, köy ve kasabalardan müthiş ilgi görmüş parkur. Parkurun yanında Kılavuzlu barajına bağlı bir kanal var.  Parkurun kenarında suya bakarak pedal çevirmek çok keyifli oluyor. Biz oradayken de çok sayıda genç ve orta yaşlı insan pedal çeviriyordu.

Edeler Kasabının işletmecisi Mehmet Güzelgörür ile.

Mehmet Reşat Bey'in tavsiyesiyle bir kasap dükkanında pirzola yedik, mükemmeldi.

Usta Edeler Kasabı’nda Mehmet Güzelgörür, müşteriye ikram ettiği kuzuları kendisi besliyor, benim yediğim mükemmel pirzolalar 18 aylık kuzulardan elde ediliyormuş. Aldığım bilgiye göre, doğaya uygun güzel bir döngü kurmuşlar. Doğal ortamda beslenen kuzular, lezzetli bir ikrama dönüşüyor.

Evet, Maraş'a gidip, önce bisiklete binip, acıkarak bizimle aynı deneyimi yaşamanızı özellikle tavsiye ederim.

18 Ekim 2021
Captcha işaretlenmemiş.
Yazarın Diğer Yazıları
NARENCİYE KABUĞUNUN ELİNİZE BULAŞAN AROMASI...

06 Ara 2021

COĞRAFYA ÖĞRETMENİM NİLÜFER HANIM

29 Kas 2021

KURU SEBZELER ÜZERİNE…

22 Kas 2021

Arkadaşımın annesi

15 Kas 2021

ANILARIMDA ABİM…

09 Kas 2021

ADI AYTEN

01 Kas 2021

Babamı yazmak istedim bugün...

25 Eki 2021

Hoş bir sonbahar günü

18 Eki 2021

Acı kahvenin küçük hikayesi

11 Eki 2021

Fıstık 3 (Ben fıstık, fıstık sakızı ve çedene)

04 Eki 2021