AYFER TUZCU ÜNSAL

Güle güle, huzur içinde gidiniz Engin Özgen

Kilis Oylum Höyüğü kazan Prof. Dr. Engin Özgen, 1 Eylül günü İstanbul’da vefat etti. Engin Bey, çok başarılı bir arkeolog, fırtına gibi bir Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürü ve mükemmel bir insandı.

engin özgen

Engin Bey’le 1988 yılında Oylum Höyüğü kazmak üzere Gaziantep’e geldiğinde tanışmış olmalıyım. Tanışma tarihim 1987 yılı da olabilir, zira höyük üzerinde ön araştırma yapmak üzere Gaziantep’e gelip gittiğini internetten aldığım bilgiden anladım.

O sene Gaziantep Rotary Kulüp Başkanı Süleyman Samlı idi. Abimin de üye olduğu kulüp, ödenek tahsisatı yapılıncaya kadar Engin Bey’in masraflarını karşılama kararı almıştı. Ben arkeolojiyi çok sevdiğim için Abim, “Bak  Engin Bey, Oylum Höyüğü kazacak, sen pek meraklısın, takip et” demiş olmalı.

download

Engin Bey’le arkadaşlığım kazı yapan arkeolog, buluntuları yazan gazeteci ilişkisinden öte samimi bir dostluk havasında idi. Almanca ve İngilizce bilen, okuyan, okuduğunu kişileri eğitebilmek amacıyla başarıyla kullanan çok donanımlı birisiydi. Kendisinden aldığım kazı sonuçlarını yazarken bana: “Ayfercim, sakın habere ilk defa bulundu, ilk defa rastlandı gibi cümlelerle başlama” dedi ve devam etti: “Ben bu eserleri Oylum Höyük’te buldum, ama benden önce bir başkası Mısır’da ya da başka bir yerde bulmuş olabilir, bilemeyiz” demişti. Engin Bey’in bu öğretisinden sonra, yazdığım hiçbir yazıya “ilk” kelimesi ile başlamadım ve hatta ilk kelimesini de kullanmadım. Bana bir nevi göğüs iğnesi olan Fibula konusunda o kadar geniş ve detaylı bilgi vermişti ki, müzelerde fibula gördüğümde onları dakikalarca incelerdim. Fibulaların bölgelere göre karakteristik özellik taşıdıklarını ve o nedenle ilk buluntu olmayacaklarını çok net öğrenmiştim Engin Bey’den...

oylum höyük

Engin Bey’le tanıştığım sene, gündüzleri Oylum Höyük’e gider, akşamları gecelemek üzere Gaziantep’e gelirdi. Buluşma saatimiz 19:00 idi, buluşmaya Süleyman Samlı da gelirdi. Bize, minumum iki saat, Oylum Höyük ve Kilis  hakkında bilgi verir, o gün neler yaptığını anlatırdı. Bir gün: “Hocam, Batı Anadolu’da bu kadar cazip yer varken, neden Kilis’i, Oylum Höyüğü kazmayı istediniz?” diye sormuştum.

Bana, “Batı Anadolu’yu herkes kazıyor. Mezopotamya çok önemli bir yer. Ülkemizin geçmişini, tarihini her yönden öğrenmeliyiz, o nedenle burayı kazmak istedim” dedi. Sonra devam etti: “Bölgede kayıtlı 200 kadar höyük bulunuyor. Ben en büyüğünü kazmak istedim. O nedenle Nasa’ya başvurdum. Havadan gönderdikleri fotoğraflarda en büyük höyüğün Oylum olduğunu saptadım, kazmaya karar verdim ve gördüğünüz gibi buradayım” demişti.

oylum-2

Başlangıçta Oylum Höyük kazı ekibinin Kilis’te Neşet Efendi Konağı’nda misafir edildiğini hatırlıyorum. Engin Bey, Gaziantep’e gelmeden bir-iki ay önce bana telefon etti. “Ayfercim konakta kalacağız, tefrişatta çok eksik var, bize orayı ancak sen yaşanılır hale getirebilirsin, hadi, lütfen” dedi. Hafızam beni yanıltmıyorsa, İstanbul’da okurken lise yıllarında beraber olduğu Gaziantep’te yaşayan bir sanayici vardı. Onu aradım, “Tamam, sana yardım edeceğim, kullanmadığımız bir çamaşır makinası var, onu Kilis’e göndereyim” dedi. Ben, “Aman, hemen göndermeyin, ben buzdolabı ve başka eşyalar temin etmeye çalışıyorum, hepsini birlikte nakledelim” dedim. Gaziantep’te iş yapan Arçelik bayilerinden birisinden yepyeni bir buzdolabını kazı evine bağış olarak aldığımı hatırlıyorum. Hatta Arçelik bayisi, “Ben zaten Kilis’e eşya gönderiyorum, nakliyeyi biz yapalım” demişti. Sivil Toplum önderi Süheyla Tahaoğlu pek zevkli büyük bir sofra takımı bağışında bulunmuştu. Sanki başka eşyalar da bağışlatmıştım kazı evine. Şimdi hatırladım, bir de termosifon bağışı almıştım herhalde... Ekip, konağa yerleşince kazıda neler çıktığını görmek üzere Kilis’e gittim. Engin Bey’in eşi İlknur Hanım da arkeoloji profesörüdür. Kazı ekibine İlknur Hanım, elleriyle yemek pişirmiş, bana da ikram etmişlerdi. Hayran olmuştum İlknur-Engin Özgen çiftine... Arkeolojik kazı böyle yapılmalı diye düşünmüştüm. Engin Bey, bana çok iltifat etmiş ve demişti ki: “Oylum Höyük kazısını halka mal etmeyi başardın. Bu kadar eşya toplayıp, bizi ihya edeceğini öngörememiştim, sağ ol.”

download-1

Engin Bey, çok da şakacı bir insandı. Aklıma bir şey takılınca veya bilmediğim bir konu olursa, hiç çekinmez arardım. Bir gün, antik tiyatrolarda gösteriyi izleyebilmek için tiyatro biletleri alındığını öğrendim. Yani, antik tiyatro biletlerinin varlığını o zaman fark ettim. Darphanede basılan bu biletler para büyüklüğünde idi, metal değil terra kotadan yapılıyorlardı. Antep’te bu biletlerden bir miktar bulunmuştu. Hemen telefon açtım, “Acaba Dülük’te antik bir tiyatro olabilir mi, bu biletler nerede kullanıldı acaba?” dedim. Çok sevimli şekilde güldü, telefonun diğer ucunda, “O biletleri kullananlar Aspendos’a gitmiş, gelmiş olabilirler değil mi? Sana haber vermeden gitmişlerdir, kusura bakma!”

Bu konuşmaların Zeugma keşfedilmeden önce yapıldığını ve cep telefonunun yaygın olarak kullanılmadığı zamanlarda geçtiğini özellikle hatırlatmak isterim.

Benim Engin Bey’le olan konuşmalarım, görüşmelerim bu yazı ile sınırlı değil. Kazı haberlerinin yer aldığı Sabah Gazetesi sayılarına da ulaşma şansım yok. O yazıları görebilsem, daha fazlasını yazabilirdim mutlaka.

Yazıma girerken Engin Bey’in fırtına gibi bir Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürü olduğunu özellikle yazdım. 1992-1996 yılları arasında görevdeydi ve bu süreçte Karun Hazinesini Amerika’dan Türkiye’ye getirdi.

Prof. Dr. Engin Özgen’e Oylum Höyüğü kazdığı ve doğduğum toprakların tarihini ortaya çıkarmaya çalıştığı için her zaman şükran duydum. Kazı sırasında bulduğu mezarlardan aldığı toprak numunelerini karbon testi yapılmak üzere Amerika’ya gönderdi. Oradan gelen sonuçta fıstık ve zeytinin ölü hediyesi olarak gömülen şahsa verildiğini ve her iki bitkinin de 9 bin senedir bu topraklarda yetiştiğini belgeli olarak öğrenmiş olduk.

Sevgili dostum Engin Özgen, ülkemizin tarihini, kültürünü gün ışığına çıkarmak için gönülden çaba sarf ettiniz ve başardınız. Yaptıklarınızı, düşüncelerinizi, analizlerinizi burada okuyucu ile paylaşacağım. Huzur içerisinde uyuyun. Doğa sizi en güzel yerinde saklasın.

1

 

Oylum Höyük Kazıları

https://youtu.be/SpwhBbe4mM0

13 Eylül 2021
Captcha işaretlenmemiş.
Yazarın Diğer Yazıları
Babamı yazmak istedim bugün...

25 Eki 2021

Hoş bir sonbahar günü

18 Eki 2021

Acı kahvenin küçük hikayesi

11 Eki 2021

Fıstık 3 (Ben fıstık, fıstık sakızı ve çedene)

04 Eki 2021

Menengiç sürgünleri ile yapılan yemekler

27 Eyl 2021

Fıstık bahçesinde güzel bir gün geçirmek kısmet oldu

20 Eyl 2021

Güle güle, huzur içinde gidiniz Engin Özgen

13 Eyl 2021

Tomarza 7 (Farklı yaştaki ineklere verilen isimler)

06 Eyl 2021

Kuyumcu Dükkanı: Belen Pazarı...

30 Ağu 2021

19. Yüzyılda Orta Anadolu’da hayvancılık

23 Ağu 2021