BÜLENT YILMAZ

Enflasyon-faiz-döviz

Kahvede okey oynayanlar da parkta sohbet eden emekliler de, evde bir araya gelmiş ev kadınları da, taksisinde yolcusuyla konuşan şoför de, herkes ama herkes ekonomist oldu memlekette.

Varsa yoksa, “dolar düştü mü, faiz yükseldi mi, enflasyon ne olmuş” sorularına cevap aranıyor!

Aslında faiz dediğiniz şey, “çok basit bir anlatımla”, enflasyona göre kredi kullanımının ayarlanmasıdır desek, sanırım çok ta yanlış söylemiş olmayız.

Bütün dünyada, faiz enflasyonun birkaç puan üzerinde oluşan bir fonlama aracıdır. Söz gelimi, bir ülkede enflasyon yüzde 10 ise, o ülkede faiz 12-13 , enflasyon yüzde 3 ise, faiz yüzde 3,5-4 , enflasyon yüzde 20 ise faiz yüzde 23-24 aralığında olur.

Dikkat ediyorsunuz değil mi, faizi belirleyen şey, enflasyonun kendisi.

Yani faiz sebep değil sonuç!

Yani bir ülkede kötü bir ekonomi yönetimi olursa, güven azalırsa, demokrasi ve özgürlükler kısıtlanırsa, doğru bilgi akışı engellenir ve tam tersi yanlış bilgiler ile halk yanıltılmaya çalışılırsa, ekonomide işler kötüye gider, faizler yükselir, buna bağlı olarak da enflasyon yükselir.

Gelelim Merkez Bankası’nın dün yaptığı 5 puana yakın faiz artırımına. Bu artış göreceli olarak inanılmaz bir artışı ve aslında inanılmaz bir ekonomik çöküşü gösteriyor. Çünkü bir ay içerinde bir ülkede nasıl bir ekonomik çöküş olmalı ki, mevcut faiz oranında neredeyse yüzde 50 oranında artış olmalı.

Hakikaten akıl alır gibi değil!

Peki en kritik soruya gelelim şimdi: Bu artış yeterli mi, bu orandaki artış işleri düzeltir mi?

Cevap: Hayır!!!

Çünkü yazımızın başında, yanlış verilerden bahsetmiştik. Siz devletin istatistik kurumuna müdahale edip, enflasyonu yüzde 12 olarak açıklatırsanız ve aslında gerçek enflasyon yüzde  34 ise, daha çok zor günler bekliyor demektir ülkemizi.

Peki, sadece piyasaya döviz satarak, dövizi ve enflasyonu düşürmek mümkün mü?

Ne yazık ki bu da mümkün değil! Olmadığının en net ispatı da Merkez Bankası’nın son 2 yılda, doğrudan ve dolaylı yoldan, piyasaya tam 130 milyar dolar satmış olması.

Ne için peki?

Dövizi belli bir fiyat aralığında tutabilmek için.

Peki başardı mı?

Ne yazık ki hayır!

Öyleyse, neden 130 milyar gibi muazzam bir parayı yaktık!

Cevap: “bir inat uğruna”

Şimdi Merkez Bankası’nın net döviz rezervi eksi 30 milyar dolar!

Napolyon bir savaşı kaybedince kurmay heyetini toplamış ve savaşı niye kaybettiklerinin sebeplerini sormuş. Komutanlardan birisi, “Efendim savaşı kaybetmemizin 3 sebebi var” demiş.

“Nedir?” demiş Napolyon!

“Efendim, birinci sebep, cephanemiz bitti” demiş!

Napolyon, “Tamam, diğerlerini saymana gerek yok!” demiş.

Geldiğimiz nokta ne yazık ki tam olarak burası.

“Her şey bitti, yandık, öldük, artık o güzel aydınlık günlere çıkamayacağız” diyemeyeceğimize göre, ne yapacağız peki?

Her şeyden önce, bu ülkede, hukuk’u, özgürlükleri, demokrasiyi ve liyakatı üstün kılacağız.

İşe buradan başlarsak gerisi çok kolay.

Yazımın başında herkesin ekonomist olduğunu söylemiştim ya, gördünüz mü, sıradan bir eczacı olan bendeniz bile ekonomik konularda ahkam kesmeye başladım.

Affedin lütfen!

 

23 Kasım 2020
Captcha işaretlenmemiş.
Yazarın Diğer Yazıları
Göğe bakalım

13 Oca 2021

Taassup-bağnazlık

23 Ara 2020

Hep statüko mu kazanacak?

15 Ara 2020

Enflasyon-faiz-döviz

23 Kas 2020

Atatürk ve Cumhuriyet sevgisi neden bitmiyor!

29 Eki 2020

Bize de mi hukuk?

15 Eki 2020

Şairler nerede?

12 Eki 2020

Lider mi, sistem mi?

07 Eki 2020

Tüketiciler için ipuçları 2

15 May 2020

Komplocular

21 Nis 2020