ÖZLEM KARTAL

“Doğa”, “Diğer Canlılar” ve (yaşadığı ekosisteme zarar veren tek ve en akıllı tür )“İnsanoğlu”…

İnsanoğlu varoluştan itibaren kendini dünyanın tek sahibi olarak görmüş bu düşüncenin tezahürü olarak da doğayı sürekli olarak tahrip edip diğer canlı türlerinin yok olmasına sebep olmuştur. Geçen binlerce yıl içerisinde maalesef insanoğlunun bu bencilliği farklı şekillerde kendini göstermeye devam etmiştir. Şöyle ki; günümüz de hala doğayı sanayi, turizm, enerji, barınma vb. nedenlerle hunharca tahrip etmeye devam edip, binlerce canlı türünü de, bu bencilce bakış akışı nedeniyle, nesillerinin tükenmesi tehdidiyle karşı karşıya bırakmaktadır.

 Sürekli olarak yeryüzündeki en akıllı canlı olmasıyla övünen insanoğlu maalesef bu özelliğiyle tezat bir şekilde davranmakta olup çok önemli bir gerçeği kendi kısa vadeli menfaatleri için es geçmektedir. Nedir o gerçek; dünya insan türünün, doğa ve diğer canlılarla beraber yaşadığı en büyük ekosistemdir, bunlardan her biri bu ekosistemin öğelerini oluşturmaktadır. Sistem içerisindeki her bir öğe, diğer öğelerle karşılıklı bir fayda içerisinde olup bu sistemi hep beraber ayakta tutmaktadırlar, sistemin tek bir öğesinin gördüğü zarar ya da yok oluş uzun vadede o ekosistemdeki diğer öğelerinde zarar görmeleri ve yok oluşları demektir. Dolayısıyla insanoğlu doğaya ve diğer canlı türlerine hunharca zarar vermeden önce aslında uzun vadede kendi sonunu hazırladığını bilmelidir. En akıllı canlı türü olan insanoğlu, kısa vadeli düşünmek yerine uzun vadeli ve daha geniş bir perspektiften bakıp aklının hakkını vermelidir. Zira bu ekosistemde insan dışındaki diğer canlılardan hiçbiri kendi ekosistemlerine zarar verecek bir davranış biçiminde bulunmamakta aksine davranış döngüleri bu sistemi devam ettirmek üzere oluşturulmuştur.

Bu hususta sizlere bazı verilerden bahsetmek istiyorum: BM raporunda; dünya üzerinde yaklaşık 8 milyon bitki ve hayvan türünden 1 milyonunun nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu belirtmiştir.

Yine Global Forest Watch tarafından açıklanan verilere göre sadece 2020 yılında 42 bin kilometrekarelik ormanlık alan yok olduğunu belirtmiştir.

Türkiye’de ise sadece 2020 yılında 20 bin 936 hektar ormanlık alan (yaklaşık 29 bin 485 tane futbol sahası büyüklüğünde) yangın sebebiyle tahrip oldu.

Tema Vakfı ise yaptığı açıklamada, Türkiye’de yanan ormanlık alanlarının %98’isinin insan kaynaklı olduğunu söylüyor.

GENÇ BİR ORMANIN OLUŞMA SÜRESİ EN AZ 30 YILLIK BİR SÜREYE TEKABÜL EDİYOR!!

İnsanlık olarak ihtiyaçlarımız doğrultusunda tabi ki yeni yerleşim alanları kurmak, enerji kaynakları oluşturmak vb. faaliyetler gerçekleştireceğiz fakat bunları yaparken daha duyarlı ve daha bilinçli hareket etmeliyiz aksi halde kısa vadeli fayda sağlayalım derken ardımızda, türümüzü devam ettirebileceğimiz bir Dünya bırakmamış olacağız.

01 Haziran 2021
Captcha işaretlenmemiş.
Yazarın Diğer Yazıları
Yine bir avukat sadece mesleğini icra ettiği için saldırıya uğramıştır!!!

22 Haz 2021

Her şey saygıyla başlıyor…

15 Haz 2021

Ülkemizde hayvanların durumları, iç hukukumuz ve eksiklikler

09 Haz 2021

“Doğa”, “Diğer Canlılar” ve (yaşadığı ekosisteme zarar veren tek ve en akıllı tür )“İnsanoğlu”…

01 Haz 2021

BİR KENT BİR ŞİİR

24 May 2021

Lanzarote Sözleşmesi, çocuk istismarı, iç hukukumuz ve uluslararası antlaşmalar…

19 May 2021

SMA hastası çocuklar ve yaşam hakkı…

26 Nis 2021

Bir hayata dokunabilmek mucizedir..

21 Nis 2021

Bir küçük adam…   

19 Nis 2021

Orta Doğu’da çocuk olamamak!

15 Nis 2021