METİN ATAMER

AKIL UZ

İnsanoğlunun dünyaya mutlaka bir geliş nedeni olması gerek. Yoksa yaşam son derece sıkıcı ve çekilmez olur. Dünyadaki bütün canlıların bir var oluş nedeni ve görevi olsa gerek. Bitkilerin var olması, hayvanların var olması ve insanın bunların üzerinde bir var oluş nedenleri olduğuna inanmaktayım.
Her canlı dediğimde sadece denizlerde ve karada gözle gördüğümüzden başka görmediğimiz canlıların da var oluş nedeni mutlaka vardır. Bir ilahi döngü içinde canlılar var olur ve sonunda yok olurlar. Biri diğeri ile beslenir, bir başkası ötekinin gıdası olur.

Nasıl pandalar sadece bir kaç bitki ile beslenmekte, nasıl bu bitki yok olursa pandalarda yok olur diye bir birine bağlı bir döngü bulunmakta. Kimi hayvanlar otla beslenir, kimisi etle beslenir. Kimi bitkiler ise tuzaklarına düşürdükleri böceklerle beslenir. Kimi hayvanlar sadece taze etle beslenir, kimisi ise ne bulursa yer. Ama insan oğlu düşüne , karar veren bir canlıdır. Hala aklımda olan bir soruyu kendime sorarım. Bütün bu kainat sadece bir insan için mi yaratılmış diye kendime sorarım da cevabını bulamam.

Yani insan dediğimiz yaratık, düşünme ve muhakeme etmek, doğru ve yanlışı tartabilecek güçte ve düşüncede bir beyine sahip olduğunu kabul ederiz. Yalnız her insan bu muhakemeyi yapabilecek kabiliyette olabilir mi, buna inanmıyorum. İnsan beyni kanımca bir anda gelişmediğini düşünmekteyim. Genetik yapıda yıllar ve nesiller boyunca tekamül ettiğini bilim adamları izah etmekte. Kimi insanlara zeki deriz, kimi insanlara da aptal diyebiliriz. Bu değerlendirme, mutlaka birkaç konuya verilen tepki ve kararlardan sonra o kişinin akıl yapısı hakkında bir söz edilebilir.

Kimi insan vardır bir konuyu bir defa okuduğunda anlar, kimi ise defalarca okur fakat tam kavrayamaz. İşte böyle insanlarla, hemen anlayan insanlar arasında fark vardır. Bazı talebeler vardır okulda öğretmeni çok iyi dinler ve her söyleneni anlar, neticede muvaffak olur. Kimileri ise sınıfta dersi dinlerken konuyu tam özümsiyemez, anlamakta güçlük çeker veya dinliyormuş gibi durur, hayal aleminde gezintide olduğunu anlamaz, neticede başarısız bir sonuç mutlaka vardır.

İnsan beyninin çok karmaşık olduğunu söyler doktorlar. Öyle karmaşık bir yapıyı bizim ve insanlığın tam anlamasının mümkün olmadığını söylemekteler. Hatta insan kendi beynin kapasitesinin çok düşük bir yüzdesini kullanmakta olduğu da bir gerçektir.
İnsan beyni 27 yaşına kadar geliştiği ve bundan sonra küçülmeye başladığını beyin cerrahlarından dinlemiştim. Insanların 27 yaşına kadar durgun yaşaması sonrası ileri yaşlarda bu gelişmenin mümkün olmadığını belirtmekteler.

Daha bilimsel ne olabilir ki dünyada, insan hariç diğer canlılar sadece beslenmek iç güdüsü ile hareket ederler, bir de çoğalmak için çaba sarf ettikleri bilinir. İnsan ise bunların ötesinde bir yaşamları vardır. Genelde insanın öğrenmek için merakı vadır, hoş hayvanlarda ise bu deneme ve yanılma metodu ile öğrenirler. Kimi insan da böyle davranır, dener yanıldığı zaman bir daha denemez. Hayvanlar bir kaç kez dener, yanılırsa bir daha denemez. İnsan eğer aklını kullanmayı bilirse ilk yanıldığı zaman nedenini araştırır, çareler arar.

Bu söylenenler akıllı insanlar için geçerlidir. Aklını kullanmayan insanlar için bu geçerli değildir. Hani derler ya AKIL ve UZ yaşamın anahtarıdır. Bu anahtarı kullanmak beceri işidir, anahtar bütün kapılar için geçerlidir. Hani bir başka deyişte derler ya, “Tanrı insanı yanlışı savunacak kadar aptal, doğruyu inkar edecek kadar nankör yapmasın”.
Bayılırım bu gerçeğe. Burada kullanılması gereken şeyin akıl olduğunu unutmamak gerekir.

“Yurtta Sulh Cihanda Sulh” deyimi Ata rahmetlinin en veciz sözlerinden biridir. Sınırlarımızda hiçbir dostumuz kalmadığına şahit olmak, insana acı vermekte. Hadi onları bıraktık, uzak diyarlardaki devletlerle aramızda yaralar oluşmaya başladı. Öyle yarallar ki geri adım atmak için çok çaba harcanması gerekecek. Herşeyin bir diplomasisi vardır. Hani AKLI kullanarak yapılabilecek birçok hareketler dururken, diplomasızlıktan külhanbeyi davranış üretmek, ülkenin ekonomisinde, dış siyasetinde derin yaralar açmakta.

Bu tamiri mümkün olmayacak yaraların zararını halk çekecek, gelecek nesiller çekecek. Akşamları gözlerimi kapadığım zaman gözümün sinema perdesinde Benito Mussolini, Adolph Hitler ve Nikolay Çavuşesku gelmekte. Uyandığım zaman ise gözlerime Kuzey Kore Devlet Başkanı Pak Pong-ju, Amerika Başkanı Donald Trump, bir de bizim Cumhur gelmekte diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.
14 Ekim 2017
Captcha işaretlenmemiş.
Yazarın Diğer Yazıları
147 basamaklı merdiven

14 Haz 2021

DENİZ SALYASI

08 Haz 2021

Fatih Sultan Mehmet Han

02 Haz 2021

Mafya

31 May 2021

Yüce Divan

26 May 2021

19 Mayıs’ta yüzüm yok

20 May 2021

Haramlık

17 May 2021

Yol suzluk

12 May 2021

Zigüleli

05 May 2021

Kuyruklu yalan

04 May 2021