ALİ ERSÖNMEZ

Acilen İyileşmeye İhtiyacımız Var!

“Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında…”  A. Hamdi Tanpınar

Toplumsal, dışsal, sanal, mekanik ve metalik tüm uyumsuzluklar insanı bozar ve büsbütün mutsuz kılar. İnsan her zaman gerçek uyuma varmaya ve kendiyle bütünleşme arayışındadır.

Kendimizin ürettiği kötülüğü, içine düştüğümüz yetmezliği, nesneye tutkumuzu tanımadan ve anlayamadan gidişatımızı kavrayabilir miyiz? Kendimizde gerçekleşen bu iyilik karşıtlıklarıyla vedalaşmadan; duygudaşlık, düş gücü, sevgi gücü ve insancıl birikimleri filizlendirebilir miyiz?

Kendi ellerimizle yaptığımız her şeyin denetimi bizi kendimize yabancılaştırmaktadır. Kendi ellerimizle beslediğimiz karamsar örtülerden arınmadan, doğal ve vicdani toplumsallığı canlandırabilir miyiz? Yaratıcılık ve yenilenme en yakınımızdan, en dibimizden, en içimizden başlamadan içinde ezildiğimiz çöküşlerden uzak duramayız.

On binlerce yıllık insanlaşma yolculuğumuza karşın küresel dizginleri eline geçirmiş çarklar, bizi dilediğince öğütüyor ve kendi arzularına uyarlanmış hale sokuyor. Alain De Botton bu durumu şöyle özetliyor: “Bize adil davranmayı beceremeyen ya da bunu istemeyen insanlar yüzünden yaşadığımız acıların yankılarını duyuyoruz.

Nasıl giyineceğimiz, hangi maddi ölçütleri benimseyeceğimiz, kimlere ve neye saygı duyacağımız, nasıl seveceğimiz, hangi değerlerin peşinden koşacağımız, ne şekilde aile hayatı benimsememiz biz doğmadan ateşli şekilde hücrelerimize işlenir. Buna kimi zaman sağduyu, kimi zaman gelenek, kimi zaman kutsiyet, kimi zaman toplumsallık etiketi tutturularak varlığımız bir makineye dönüştürülür. Böylelikle “kulakları olan ama duymayan, dili olan ama konuşmayan, gözleri olan ama görmeyen ve kalbi olan ama hissetmeyen” bir mekanik varlığa çar çabucak dönüşürüz.

İçine dolandığımız bu karanlık örtüler nefesimizi daraltır. Korkuları, yenilgileri kutsamamız ve siber hızla boyun eğmemiz telkin edilir. Şablonlandığımız, kalıplandığımız ve bilincimiz dışında içselleşen her anormalliği çarçabuk benimseriz. ‘Sürüsel akıntıya’ şüphesiz uyumluluğumuz an be an gerçekleşir, çünkü dünyaya giydirilen göz karartıcı kılıflara ancak böyle inanılabilir.

Sorgulayan, düşündüren, çabucak kabullenmeyen, irdelemekten vazgeçmeyenler ise baskıya, düşsel saldırganlığa, itibarsızlığa ve de etkisizleşmeye maruz tutulurlar. Sokrates’in “akılcı şüpheciliğinde” kararlı duranlara günlük kaygılar ve kuraldışı tepkiler kitlesel yaygınlıkta yansıtılır.

Tarihsel baskıcılığa rağmen, ürkütücü, karamsar ve yalnızlaştırılmalara karşın kurtuluşunun sevdalısı ve direnişçisidir insan. İlk ve son an diye tarif edilen katılaşmış ön yargılardan çıkıp usulca yıldızlara gülümsemeye sevdalıyız. İçimizdeki bilgece sükûnet ile yeşerme hasretini özümsemişiz. Tarihin önemsiz dalgacıklarında defalarca boğulmaktan kurtuluşu kutlarız.

İnsan akıl, sevgi, yetenek ve üretkenliği barındırır kendinde. Büyük ütopyalarımız bunun için vardır. İçimizde dürüstçe şölenleşen temiz hayatlar susmaz. Bilinç dışımıza saklasak da içimizdeki vicdani ve duygusal renkler zihinsel kıyılarımıza dokunacaklardır.

Doğarken kayb etmeye mecbur edildiğimiz şeyleri ararız sonradan, eksiltilen yerlerimizi tamamlamaya çabalarız. Çünkü her saniye uzunca geçirilecek bir ömürdür.  Ve bakışınca gökyüzü ile neşeli bir hüznü canı gönülden isteriz.

İnsan özü “kendin olmaya” ve özgür olmaya uyarlanmıştır. Tasarlanan ve de koşullandırmalara karşın bir başka olmaya, yaşamsal değerler işlemeye, eleştirel ve zengin varlıklar oluşumuna giden yolda kusursuzca ilerlemekte kararlaşmışız. Özgür, eşit ve adaletli tüm uyumlar bizleri ve umutlarımızı iyileştirecektir.

İnsanın insana, insanın doğaya ve insanın yaşamsal canlılığa kibrinin iniltileri yeryüzünü sağır etmektedir.

Müziğin tüm ritimleri ile kalplerimize ufukları usulca taşımalıyız.

Hayatın sesine dokunan her teli mest etmeliyiz.

Acilen iyileşmeye ihtiyacımız var!

Zihinlerimiz, yüreklerimiz, büyülü düşlerimiz, duygu mevsimlerimiz, anlama ve hissetme ahengimiz iyileşmeyi bekliyor!

Çabuk tut elini, küçük bahçeler gecede büyümeyi bekliyor.

“Sonlanmadan her şey; bir tebessüm ol, yağmur ol, bir de ezgi ol!”

Yararlanılan Kaynaklar:

Felsefenin Teselisi (Alain De Botton)

İnsan Olmak Üzerine (Erich Fromm)

Ahmet Hamdi Tanpınar Şiirleri

05 Temmuz 2022
Captcha işaretlenmemiş.
Yazarın Diğer Yazıları
Öğretmenlik Sınav Diploma Başarı ve Ünvana Sığmaz!

10 Ağu 2022

Nefret ve Sevgi’nin Kıyısındaki Hayat!

04 Ağu 2022

YOKSULLUK İBRESİ

01 Ağu 2022

Kendimize Varmak Kendin Olmak! “Yüreğim olduğu için hissetmeye ihtiyaç duyarım…” E.Fromm

27 Tem 2022

Dünya Artık Nefes Alamıyor!

20 Tem 2022

Beklentileri Doğru Kurgulamalıyız!

15 Tem 2022

Acilen İyileşmeye İhtiyacımız Var!

05 Tem 2022

Ve Susturma Sor ve Hisset Yüreğini

30 Haz 2022

DERSLERİ DEĞİL HAYATI ÖĞRENMELİYİZ

21 Haz 2022

HİÇ BİR ŞEY DEĞİŞTİRİLEMEZ DEĞİLDİR

15 Haz 2022