ANASAYFA arrow right Ekonomi

Uzman ekonomistler: ‘Yarına Allah kerim’ politikası uygulanıyor

Uzman ekonomistler: ‘Yarına Allah kerim’ politikası uygulanıyor
YAYINLAMA: 09 Ağustos 2020 / 19.02
GÜNCELLEME: 09 Ağustos 2020 / 19.02
Ekonomideki krizi değerlendiren ekonomistler Mustafa Sönmez ve İzzettin Önder, 'Ülkede yüzde 52 işsizlik var. Dolar 7,30’a gelmiş hala ‘durum iyi' diyorlar. Bu arsızlık' diye tepki gösterdi.

Erdoğan’ın, döviz kuru tarihi seviyeye çıkarken buzdolabı satışlarında artış olduğunu belirterek “Türkiye tırmanışta” şeklinde açıklama yapmasına tepki gösteren ekonomistler, gidişatın daha da kötüleşeceği uyarısında bulunarak, iktidarın “Bugünü kurtaralım yarına Allah kerim” politikasıyla ekonomiyi yönettiğini söyledi.

Belli aralıklarla yaşanan döviz kuru artışı, 7,30’a ulaşarak rekor kırdı. Döviz kuru tarihi bir seviyeye çıkarken, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın buzdolabı ve çamaşır makinesinde yaşanan artışları örnek göstererek, “Türkiye tırmanışta” demesini ekonomistler Mustafa Sönmez ve İzzettin Önder değerlendirdi. Ekonominin iki duayen ismi, Türkiye’de yaşanan krizin nedenlerini ve döviz kurundaki yükselişi değerlendirdi.

‘Temel neden hükümetin izlediği ekonomi politikaları’

Türkiye ekonomisinin kötü bir gidişat içinde olduğunu ve bu gidişatın temelden gelen sorunlardan kaynaklandığını belirten ekonomist İzzettin Önder, temelden gelen sorunların kaynağının ise hükümetin izlediği genel politikalar olduğunu söyledi. Hükümetin izlediği politikalardan dolayı güven duymayan yabancı sermayenin yatırımdan uzaklaşmasının döviz kuru üzerindeki dalgalanmalarının etkisine dikkati çeken Önder, “İkinci neden olarak ise yanlış bir politika ile negatif faizle kredi dağıtımı oldu. Dağıtılan kredilerin faiz oranları enflasyonun altında kalması bu dalgalanmayı etkiledi. Dalgalanmayı etkileyen bir diğer önemli neden ise bütçe açığı ve giderek büyüyen cari açık. Zaten dış borçlanma bu kadar yüksek iken ve ciddi bir üretimin olmaması dövizin yükselmesi kaçınılmaz olacaktı” dedi.

‘Hükümetin politikası; bugünü kurtaralım, yarına allah kerim’

Kötü gidişatının bir diğer nedeninin de hükümetin dış politikasından kaynaklandığını ve hükümetin hamasetle yürüttüğü dış politikasını eleştiren Önder, Erdoğan’ın “Terörle mücadele ücretsiz yapılmıyor. Ciddi manada harcamalarımız oluyor” ve çamaşır makinesi ve buzdolabı satışlarındaki artışları örnek göstererek, “Türkiye tırmanışta” sözlerine değindi. Önder, “Nereden bakarsanız yakın hükümet günü kurtarma siyaseti izliyor. Bunların ekonomiyi kurtarma dertleri ve politikaları yok. Politikaları, ‘Bugünü kurtaralım yarına Allah kerim’ politikasıdır” diye konuştu.

‘Merkez bankası’nın söylemlerinin hepsi hikaye’

Merkez Bankası’nın (MB) kurun tırmanışını durdurmak için yaptığı açıklamalara da değinen Önder, şunları söyledi: “MB müdahale eder mi? MB müdahale etme kapasitesi yok şu an için. Neden mi? Çünkü pandemiden dolayı ABD gibi dev bir ekonomi güce sahip olan bir ülkenin ekonomisinin yüzde 30 küçülmesi yorumlamalarını yapıldığı bir süreçteyiz. Dolayısıyla MB’nin söylemlerinin hepsi hikaye.”

‘Damat allah’ın zavallısı, onu yöneten bir adam var’

“Hükümet, hukuk ve askeriyeyi denetleyebilir ama ekonomiyi denetleyemez. Çünkü ekonomi bir makine, bütünsellik içinde çalışır” diyen Önder, CHP başta olmak üzere bazı çevrelerin ekonomideki kötü gidişatın Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın politikalarına bağlamasının da hata olduğunun altını çizerek, “Damat Allah’ın zavallısı. Yukarıda O’nu yöneten koskocaman bir adam var. Krizin sebebi sistem. Ve iktidar böyle yönetmeye devam ederse kötü gidişat devam edecek. Halkımızın artık iktidarın din ve milliyetçilik üzerindeki söylemlerle kötü gidişatın örtmesini yutmamalı” diye konuştu.

Sönmez: Türkiye’nin kısa vadeli borçları karşılayacak kadar rezervi yok

Ekonomist Mustafa Sözmez de kurda yaşanan dalgalanmanın sürpriz olmadığına dikkat çekerek, 2018 yılından beri TL’nin sürekli olarak değer kaybettiğini söyledi. Hükümetin izlediği politikaların değer kaybından etkili olduğunu belirten Sönmez, “MB’nin rezervlerini kamu bankaları üzerinden satarak dövizi tutmaya çalıştılar. Bundan da en çok dış borcu olan yandaş firmalar faydalandı. Bu rezervler eriyince boşluğu Çin ve Katar ile varılan SWAP ile doldurmaya çalıştılar. SWAP ile elde edilen döviz sağlam değil. Bu kısa vadeli borçlanmadır. Onun için bunların her birini hesaba katan, katmayan farklı hesaplar ortaya çıkıyor. Ama sonuç olarak Merkez Bankası’nın rezervleri çok zayıflamış durumda. Merkez Bankasının rezervi her zaman bir ülkenin kısa vadeli borçlarını karşılayacak boyutta olması gerekir. Türkiye’nin kısa vadeli borçları karşılayacak kadar bir rezervi yok. Hal böyleyken döviz kurunun yükselmesi kaçınılmazdı” dedi.

‘Geriye yapılabilecek tek şey kaldı’

Kaynaklar bitince dövizin yeniden yükselmesini engellemek için bazı adımların atılması gerektiğini söyleyen Sönmez, “Geriye yapabileceği tek şey; TL faizlerini arttırmak. Mevduat faizlerini arttırması gerekiyor ki dövizi bozdurup TL’ye yatırım olsun. Bunu henüz yapmış değil. Çünkü bunları yaptığı zaman 2018 yazında olduğu gibi ekonomi soğur. Bunlar ekonomiyi ısıtmak adına bu adımları atmıştı fakat biraz ısınınca hemen ithalat ve ondan dolayı dövize ihtiyaç oluyor. Şimdi ekonomiyi soğutmak zorundalar. Yani ekonomiyi soğuttukları zamanda zaten yüksek olan işsizlik artacak, esnaf yine iş yapamayacak ama kaçınılmaz olarak ekonomiyi öyle bir hale getirdiler ki ısıttıkları zamanda bir problem oluyor, soğuttukları zamanda.  Onun için böyle bir açmazda” diye konuştu.

‘yüzde 52 işsizlik var, dolar gelmiş 7,30’a, hala durum iyi demek arsızlık’

Durum bu vaziyetteyken yetkililerin yaptıkları açıklamaları “yalan dolan” olarak yorumlayan Sönmez, “Söylemlerin hiçbir aslı astarı yok. Bunların yaptıkları hiçbir hatayı kabul etmeden özeleştiriden de kaçarak, her şey güllük gülistanlık göstermek. Ülke de yüzde 52 işsizlik var. Yani 18 milyon insan işsiz. Dolar 7,30’a gelmiş hala ‘durum iyidir, yanlış bir şey yoktur’ diyorlar. Bu bir arsızlık. Şimdi bu ülkeye sağlıklı demek mümkün mü? Sadece işsizlik rakamları göz önünde bulundursak da tam bir felaketin içindeyiz” diye belirtti.

‘sorumlu ve bedel ödemesi gereken, sistemin kendisi’

İzlenen yanlış politikalarla buraya gelindiğini ve bu politikaların tek sorumlusunun Berat Albayrak olmadığını vurgulayan Sönmez, “Maliye Bakanı’nın yanlışı değil, hükümetin yanlışları. Bir kere Erdoğan’dan başlıyor. Onun için burada tekil kurbanlar bularak aşılması söz konusu değil. Topyekûn bir tek adam rejimi var. Tek adamın bilgisi dışında bu politikalar uygulanmıyor. Bedel ödemesi gereken sistemin ta kendisi” şeklinde konuştu.

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *