Peyzaj mimarları, dünyayı iyileştiren doğaya nazikçe dokunan ellerdir...

“Dünyayı iyileştirmenin ilk olarak başladığı yer, birinin kendi kalbi, kafası ve elleridir ve oradan dışarı çıkar...”

Haber Merkezi > Röportaj - 31 Mayıs 2016

“Dünyayı iyileştirmenin ilk olarak başladığı yer, birinin kendi kalbi, kafası ve elleridir ve oradan dışarı çıkar...”

Peyzaj Mimarları Odası Gaziantep İl Temsilcisi Serkan Külahçı, belediyelerin ruhsat işlemi yaparken yapılara ait peyzaj projesini de istemesi gerektiğini söylerken, “Ama bu maalesef şehrimizde işlemiyor. Şu anda yaklaşık 8-10 aydır Şahinbey Belediyesi’nde böyle bir çalışma oldu ve şu anda ruhsat eki projelerinde peyzaj projeler de isteniyor. İstediğimiz bir çalışmaydı ve bu çalışma başlamış durumda. Peyzaj proje gerçekleştirildiği zaman müteahhit orada çizilen peyzaj projesini uygulamak ve uygulatmak zorunda kalıyor. Şehitkamil Belediyesi, henüz öyle bir yaklaşım içerisinde olmadı. Ama ileride Şehitkamil’de uygulanması için taleplerimiz olacak. Böyle bir durumda serbest Peyzaj mimarları çoğalacak ve meslektaşlarımız için bir geçim noktası oluşacaktır” dedi..

Sabah’ın sorularını yanıtlayan Peyzaj Mimarları Odası Gaziantep İl Temsilcisi Serkan Külahçı, “Peyzaj bir kültürdür ve belirli bir altyapıyı gerektirir. Bitkileri biraz tanımak, toprakla uğraşmayı sevmek, araştırmacı olmayı gerektirir. Bahsettiğiniz kesim için doğruyu anlatıp, sadece işimizin ticaret olmadığını, yapılacak işlemlerin içerisinde katılımlarını sağlayarak onların da bu işten keyif almalarını sağlıyoruz. Tabii işin maddi boyutu sınırsız, küçük bütçelerle yapılabilecekler var çok ciddi bütçelerle de yapılabilecekler var. Fakat şöyle de tezatlarla çok karşılaşıyoruz. Kişi evin bir tuvaletine 50 bin TL harcayabilirken bahçesine 10 bin TL yi harcamaktan kaçınıyor. Halbuki senenin 6 ayını o bahçede geçiriyor” diye konuştu.

SABAH-  Peyzaj mimarlığı nedir?
Serkan Külahçı - Mimarinin dışında kalan açık alanların tasarlanması, planlanması, doğa ile uyumlu hale gelmesi için projeler üreten ve bunları uygulayan kişilerdir. Aslında mimarinin dışında kalan diyoruz ama artık mimariyle de bütünleşmiş durumdayız. Çatı bahçeleri, kat bahçeleri, İç mekan peyzajları ve dikey bahçeler hep bizlerin eseridir. Bu arada röportaj zamanlaması olarak çokta denk geldi ama arada da 13 Mayıs Ulusal Peyzaj Mimarlığı Günü vesilesi ile tüm meslektaşlarımın bu anlamlı ve özel gününü de kutlamak istiyorum.

Peyzaj Mimarlığı mesleği, 4 boyutu olan bir meslektir. ‘Nedir bu 4. Boyut’ derseniz bende size zaman diyebilirim. Genelde yapılar 3 boyutludur ve yapılar yapıldığı şekli ile kalır ve bizim oluşturduğumuz mekânlar 4. Boyutta yani zaman içerisinde sürekli değişiklik içindedir. Bu da kullandığımız bitkilerin özelliklerini çok iyi bilmemizi gerektirir. Bir ağacın hangi mevsimde yapraklandığını, çiçeklendiğini, ne kadar tacının çap yaptığını, köklerinin etraftaki duvarlara ne gibi etkiler yaptığını v.b. gibi bir çok şey bilmemiz gerekiyor. O yüzden bizimle yapılan çalışmalar bir defalık değil bir ömür çalışmayı gerektirir.

SABAH-  Türkiye’de peyzaj mimarisinin tarihi  eski mi?
Serkan Külahçı -  P
eyzaj mimarlığı 1800’lü yıllarda terim olarak kullanılmaya başlanmıştır; fakat peyzaj mimarisinin tarihçesi Pers, Eski Mısır, Roma ve Endülüs’e kadar dayanır. Rönesans ile birlikte Fransa ve İtalya'da önemli örnekleri oluşmuştur. 19'ncu yy. başlarında İngiltere ile beraber tüm Avrupa’ya yayılmıştır. Yine bu yıllarda Amerika’ya kadar ulaşmış ve ilk kez Frederich Law Olmsted tarafından 'Peyzaj Mimarı' terimini kullanmıştır. Türkiye’de Peyzaj mimarlığı eğitimi ülkemizde 1933 yılında Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü, Süs Nebatları Şubesi'nde başlamıştır. 1946 yılında Ankara Üniversitesi’nin kurulması ile Ziraat Fakültesi’nde 'Bahçe Mimarisi ve Ağaçlandırma Kürsüsü’nde devam etmiştir. Aynı üniversitede 1968 yılında Peyzaj Mimarlığı Bölümü kurularak lisans seviyesinde eğitime başlanmıştır. Üniversite, ilk mezunlarını 1973 yılında vermiştir.
Anlayacağınız insanlık adına eski ama Türkiye için yeni sayılabilir.

SABAH-  Modern, yaşanabilir kentler yaratmak için peyzaj mimarlarına ne kadar iş düşüyor?

Serkan Külahçı -  Sadece Peyzaj Mimarlığı değil, bütün meslek disiplinleri bu noktada çok önemli.  İşin temeli tüm meslek disiplinleriyle koordineli ve planlı çalışmaktır. Tabii ki bizlere çok fazla iş düşüyor. Şehirlerin planlanmasından, en küçük tabiat parçasının korunmasına kadar geniş bir alanda çalışan bizler modern yaşamın olmazsa olmazlarındanız.


SABAH- Yerel yönetimler, peyzaja gereken önemi veriyor mu veya peyzaj mimarlarından gerektiği gibi yararlanabiliyor mu?
Serkan Külahçı - Yerel konuşursak eğer mümkün olmuyor. İmar kanununda planlı alanlar tip yönetmeliğinde peyzaj proje zorunluluğumuz var.  Aslında belediye ruhsat işlemi yaparken yapılara ait peyzaj proje de istemek durumundalar. Ama bu maalesef şehrimizde işlemiyor. Şu anda yaklaşık 8-10 aydır Şahinbey Belediyesi’nde böyle bir çalışma oldu ve şu anda ruhsat eki projelerinde peyzaj projeleri de isteniyor. İstediğimiz bir çalışmaydı ve bu çalışma başlamış durumda. Peyzaj proje gerçekleştirildiği zaman müteahhit orada çizilen peyzaj projesini uygulamak ve uygulatmak zorunda kalıyor. Şehitkamil Belediyesi, henüz öyle bir yaklaşım içerisinde olmadı. Ama ileride Şehitkamil’de uygulanması için taleplerimiz olacak. Böyle bir durumda serbest Peyzaj mimarları çoğalacak ve meslektaşlarımız için bir geçim noktası oluşacaktır.

SABAH-  Gaziantep’te ve Türkiye genelinde kaç  peyzaj  mimarı var?
Serkan Külahçı -  Gaziantep’te resmi olarak 43 kişiyiz. Oda kaydı olmayanların sayısı 100’ün üzerinde ama mesleğini icra eden kişi sayısı 20-25 ve bunların çoğu belediye çalışanıdır. Türkiye olarak resmi olmasa da 20 bin civarında Peyzaj Mimarı var. Fakat mesleğini yapan kaç kişi derseniz, onu hiç kestiremiyorum.

SABAH-  Mesleki açıdan bizimle Avrupa ülkelerini kıyasladığınızda, durumumuz nedir? Çünkü peyzaj, görüntü ve süsleme sanatı gibi algılandığı için sanki zengin ülkelerde daha revaçta olması gereken bir uygulama gibi algılanıyor.


Serkan Külahçı -  Aslına bakarsanız işimiz biraz refah seviyesinin yüksekliğiyle ilgili,  Türkiye zenginleştikçe bizim meslek daha ön plana çıkmaya başlıyor. Refah seviyesi oldukça yüksek Avrupa’da hem tarihi süreçte hem de refahla birlikte bizden tabii ki çok ilerideler. Şehrin planlanmasından, en küçük yeşil alanlara kadar Avrupalılar bizden daha etkin ve tecrübeliler. Yıllardır işin teknik ve uygulama kısmında geliştirmeler yapıyorlar.

SABAH-  Gaziantep’i peyzaj açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?
Serkan Külahçı -  Aslında bu sorunun iki, üç bacağı var. Birisi belediyeler ve kamu kurumları, diğeri özel kullanıcılar ve bir diğeri ise müteahhit gurubu. Şöyle ki Gaziantep Türkiye’nin en hızlı gelişen şehirlerinden biri. Belediyelerin bu gelişime paralel çabaları var ve başarılı projeler gerçekleştiriyorlar. Belediyeler kent peyzajı, parkları ve ormanları gayet başarılı bir biçimde yönetiyor. Fakat belediyeler kısmında aksayan bir yön var ki yine söylüyorum, ruhsat eklerinde Peyzaj Projeyi almadıkları sürece insanlara ne kadar park yapsalar da boş. Bir örnek verelim “Düşünün 4 bloklu geniş bir sitede oturuyorsunuz bahçenizde her şey olması gerektiği gibi yeşil alanları, yürüyüş alanları, çocuklarınız için yeterli oyun alanları, havuzlar, oturma birimleri ve hatta belki bir açık hava sinemanızın olduğunu düşünün… peki soruyorum siz böyle bir sitede yaşasanız herhangi bir parka gitme ihtiyacı hisseder misiniz? Bu sorunun cevabının hayır olduğunu düşünüyorum. O zaman belediyelerin üzerindeki yük biraz hafiflemez mi? İşte ruhsat eklerinde yer aldığımızda belediyeler cephesinde gerçekleşecek en büyük fark bence bu. Müteahhitler açısından baktığınızda da projenizde bir konsept peyzaj varsa satılabilirliğiniz ve hızınız artıyor. Kullanıcılar içinde baktığınızda psikolojik etkilerini ve güvenli yaşam alanlarında yaşamanın vermiş olduğu bir denge ve ferahlık söz konusu oluyor.

Özel kullanıcılar kısmına baktığınızda artık onlar da özel mülklerinin bahçelerinin planlanması ve işin profesyonelleriyle çalışılması gerekliliğini çözmüş durumdalar tabii ki daha tam anlamıyla bizlere teslim olamıyorlar, zamanla bu mümkün olacaktır.

Bir diğer bacağında ise müteahhitler daha sorunlu bir noktada duruyorlar. Gerçekleştirdikleri projelerin aslında en önemli süs öğesi peyzaj çalışmalarının olduğunu henüz farketmediler. Fakat yavaş yavaş İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerde yapılan uygulamaları gördükçe durum değişecek diye düşünüyorum. Ben diyorum ki müteahhitlere Ppeyzaj sizin ürününüzde fark yaratabileceğiniz neredeyse tek argüman olma noktasında. Konsept çalışmalarla bir projeye artı değer katılabileceğinin artık bu gurup tarafından görülmesi gerekiyor.

SABAH-  Türkiye’de peyzaj konusuna önem veren yerler neresi?
Serkan Külahçı - Ankara ve İstanbul Peyzaj Mimarlığı konusunda bize göre çok ileride. Ben 1993-1994 yıllarında Ankara’da staj yaparken Ankara’nın birçok belediyesinde ruhsat projelerinde vardık ve çalıştığım ofis sadece proje yapıyordu ve geçimini bundan sağlıyordu. Akşam olup ta televizyon karşısına geçtiğinizde son zamanlarda Konsept Sitelerin reklamlarını izliyorsunuzdur? Orda kullanılan 1. Sınıf parkeden, ya da cephede kullanılan malzemelerden kimse bahsetmiyor. Ön plana çıkan Peyzaj ve sosyal donatılar bu bile aslında birçok şeyin ispatı niteliğinde.

SABAH-  Mesleğiniz gereği parası çok, fakat altyapısı yok insanlarla karşılaşıyorsunuzdur. Zira Gaziantep’te 1-2 milyona kadar para verip ev alabilecek insan sayısı epey fazla. Bunların peyzaja yaklaşımı nasıl?
Serkan Külahçı -  Bakın Peyzaj bir kültürdür ve belirli bir altyapıyı gerektirir. Bitkileri biraz tanımak, toprakla uğraşmayı sevmek, araştırmacı olmayı gerektirir. Bahsettiğiniz kesim için doğruyu anlatıp, sadece işimizin ticaret olmadığını, yapılacak işlemlerin içerisinde katılımlarını sağlayarak onların da bu işten keyif almalarını sağlıyoruz. Tabii işin maddi boyutu sınırsız, küçük bütçelerle yapılabilecekler var çok ciddi bütçelerle de yapılabilecekler var. Fakat şöyle de tezatlarla çok karşılaşıyoruz. Kişi evin bir tuvaletine 50 bin TL harcayabilirken bahçesine 10 bin TL yi harcamaktan kaçınıyor. Halbuki senenin 6 ayını o bahçede geçiriyor.

Bizim tavsiyemiz lütfen elleriniz toprak olsun, tırnaklarınızın içerisine kumlar dolsun, kıyafetlerinizin dizlerinde çim lekeleri olsun, olsun ki o bahçe amacına ulaşsın. Yoksa şu ağacı dikmişiz, bu çimi yapmışız en iyisini biz yapmışız aslında mevzuu bu değil aslında mevzuu kendinizi tabiata bırakmak o size yapılacakları öğretecektir.

Böyle bir söyleşiyi Peyzaj Mimarları Odası Gaziantep İl Temsilcisi olarak benimle yapmış olduğunuz için önce şahsım sonra da tüm peyzaj mimarları olarak çok teşekkür ederim.  Son bir cümle

“Dünyayı iyileştirmenin ilk olarak başladığı yer, birinin kendi kalbi, kafası ve elleridir ve oradan dışarı çıkar...”

İşte Peyzaj Mimarları, dünyayı iyileştiren, doğaya nazikçe dokunan ellerdir...

Serkan Külahçı -  Serkan Külahçı, 1974 Gaziantep doğumlu. Gaziantep Lisesi mezunu, Çukurova Peyzaj Mimarı bölümünden 1995 yılında mezun oldu. Evli ve 1 çocuk babası. Üniversiteden 20 yıl önce mezun oldu, ancak yaklaşık 3 yıldır Gaziantep’te Peyzaj Mimarlığı yapıyor. Ayrıca 2 yıldır da TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Gaziantep İl temsilcisi.

Çiçek Bayram-Adem Kesenek

Captcha işaretlenmemiş.
Diğer Haberler
Çocuk istismarı ve kadına şiddet de bir nevi OHAL’dir
Çocuk istismarı ve kadına şiddet de bir nevi OHAL’dir
Toplumda, ahlaki bir çözülme yaşanıyor
Toplumda, ahlaki bir çözülme yaşanıyor
Güçlü bir yönetim kadrosu ile Gaziantep'te ilerleyeceğiz
Güçlü bir yönetim kadrosu ile Gaziantep'te ilerleyeceğiz
Sektöre ve firmalara değer katmak istiyoruz
Sektöre ve firmalara değer katmak istiyoruz
Türkiye, dünyanın sağlık merkezi konumuna geliyor
Türkiye, dünyanın sağlık merkezi konumuna geliyor
Ağrının önemli bir özelliği duyusal bir olgu olmasıdır
Ağrının önemli bir özelliği duyusal bir olgu olmasıdır
Bölgede, greenlight lazer cihazı sadece bizde mevcut
Bölgede, greenlight lazer cihazı sadece bizde mevcut
Eğitim süreklilik kazandığı zaman sorgulayan bireyler yetişmiş olur
Eğitim süreklilik kazandığı zaman sorgulayan bireyler yetişmiş olur
Bölgemize ve küresel bilime yeni soluklar getirmek için çalışıyoruz
Bölgemize ve küresel bilime yeni soluklar getirmek için çalışıyoruz
Uyuşturucunun kolay temin edilebilir olması büyük sorun
Uyuşturucunun kolay temin edilebilir olması büyük sorun
Gaziantep’te Hepatit B ve Hepatit C yaygın
Gaziantep’te Hepatit B ve Hepatit C yaygın
Doğan bebeklerin yüzde 15’i Suriyeli
Doğan bebeklerin yüzde 15’i Suriyeli
Günümüzün en yaygın ağız sorunu diş eti hastalığı ve diş çürükleridir
Günümüzün en yaygın ağız sorunu diş eti hastalığı ve diş çürükleridir
Suriyeliler’den dolayı  veremden endişeliyiz
Suriyeliler’den dolayı veremden endişeliyiz
Spor ve eğitimde zihinsel bir değişim olmalı ki büyük başarılar elde edelim
Spor ve eğitimde zihinsel bir değişim olmalı ki büyük başarılar elde edelim
Adalete güvensizlik yüzde 92 oranında
Adalete güvensizlik yüzde 92 oranında
“Gaziantep eğitiminin en büyük sorunu iç ve dış göç yoğunluğu”
“Gaziantep eğitiminin en büyük sorunu iç ve dış göç yoğunluğu”
“Gaziantep’te diyabetik retinopati yaygın”
“Gaziantep’te diyabetik retinopati yaygın”
Rant odaklı yapılar, kentin çevresel niteliğini zedeledi
Rant odaklı yapılar, kentin çevresel niteliğini zedeledi
Sigara ile ilişkili kanser türlerinin kadınlarda görülme sıklığı arttı
Sigara ile ilişkili kanser türlerinin kadınlarda görülme sıklığı arttı
Hedef yılsonuna kadar 3 milyon yolcuya ulaşmak
Hedef yılsonuna kadar 3 milyon yolcuya ulaşmak
15 Temmuz’dan bu yana sıkıntı yaşıyoruz
15 Temmuz’dan bu yana sıkıntı yaşıyoruz
Toplumun bilinçlenmesi ve olayı sahiplenmesi lazım
Toplumun bilinçlenmesi ve olayı sahiplenmesi lazım
Günümüzün en büyük sorunu uyuşturucu
Günümüzün en büyük sorunu uyuşturucu
Eczanelerde sahte ilaç satılması mümkün değil
Eczanelerde sahte ilaç satılması mümkün değil
Hayranı olduğu Şebnem Ferah’a ulaşmak için yaptığı şarkı hayatını değiştirdi
Hayranı olduğu Şebnem Ferah’a ulaşmak için yaptığı şarkı hayatını değiştirdi
Türkiye, önce, kendi içindeki IŞİD unsurlarını temizlemeliydi
Türkiye, önce, kendi içindeki IŞİD unsurlarını temizlemeliydi
Düzbağ projesi Türkiye’nin en önemli ve en büyük 3. Projesi
Düzbağ projesi Türkiye’nin en önemli ve en büyük 3. Projesi
Ülkenin geleceği, demokratik sistemin sağlıklı işleyişine bağlıdır
Ülkenin geleceği, demokratik sistemin sağlıklı işleyişine bağlıdır
Belirsizlik duygusu, büyük travmalar doğurabilir
Belirsizlik duygusu, büyük travmalar doğurabilir
Gıda denetimlerimiz çok yetersiz tükettiğimiz gıdalar güvenli değil
Gıda denetimlerimiz çok yetersiz tükettiğimiz gıdalar güvenli değil
Tür sayısı 330, nüfusumuz ise 7 bin 100’e kadar ulaştı
Tür sayısı 330, nüfusumuz ise 7 bin 100’e kadar ulaştı
UNESCO’ya ağına girmiş bir kente yakışmıyor bu
UNESCO’ya ağına girmiş bir kente yakışmıyor bu
Gaziantep’te daire satışları durdu
Gaziantep’te daire satışları durdu
Savaşla birlikte Suriye ile ticaretimiz sıfırlandı
Savaşla birlikte Suriye ile ticaretimiz sıfırlandı
Annem bakımevinde çok mutlu
Annem bakımevinde çok mutlu
Çevrimizi en çok  kirleten insandır
Çevrimizi en çok kirleten insandır
Doğu'daki olaylar, tüm sektörleri olumsuz etkiledi
Doğu'daki olaylar, tüm sektörleri olumsuz etkiledi
Ulaşımda bir hareketlenme varsa ekonomi iyiye gidiyor demektir
Ulaşımda bir hareketlenme varsa ekonomi iyiye gidiyor demektir
Sürücü kurslarının sayısı fazla, eğitimde kalite düşüyor
Sürücü kurslarının sayısı fazla, eğitimde kalite düşüyor
Antep, orman fakiri bir kent konumunda
Antep, orman fakiri bir kent konumunda
Türkiye, her anlamda  iyi yönetilmiyor!
Türkiye, her anlamda iyi yönetilmiyor!
Ağız ve Diş Sağlığı Merkezleri’ni  kim koruyorsa çok yanlış yapıyor
Ağız ve Diş Sağlığı Merkezleri’ni kim koruyorsa çok yanlış yapıyor
Ne zaman fasonculuk biter işte o zaman marka oluruz
Ne zaman fasonculuk biter işte o zaman marka oluruz
 “Devlet, yerli kömür dağıtmaktan vazgeçip, ithal kömür dağıtmalı”
“Devlet, yerli kömür dağıtmaktan vazgeçip, ithal kömür dağıtmalı”
Gayrimenkuldeki  artış altını neredeyse 3’e katlıyor
Gayrimenkuldeki artış altını neredeyse 3’e katlıyor
Antep, aslında tarıma  dayalı bir sanayi kenti
Antep, aslında tarıma dayalı bir sanayi kenti
“Sanayileştik, ama bu kültürümüzün  de geliştiği anlamına gelmiyor elbette”
“Sanayileştik, ama bu kültürümüzün de geliştiği anlamına gelmiyor elbette”