Ne zaman fasonculuk biter işte o zaman marka oluruz

“Gaziantep ayakkabıcılık sektöründe Türkiye’nin 4-5 vilayetinden bir tanesi”

Haber Merkezi > Röportaj - 25 Şubat 2016
“Gaziantep ayakkabıcılık sektöründe Türkiye’nin 4-5 vilayetinden bir tanesi” diyen Ayakkabıcılar Odası Başkanı İbrahim Buğur, sektördeki yerimizi, “Bütün illerde ayakkabı imalatı yok. İmalat yapılan illerin sayısı 10’u bulmaz. Gaziantep, İstanbul, İzmir, Konya, Manisa ayakkabıcılıkta yoğun olan iller. Bu seneki ithalat ve ihracat rakamlarına baktığımızda İstanbul’dan sonra Türkiye’de Gaziantep geliyor. Ayakkabı ihracatının yüzde 18’i Gaziantep’te yapılıyor” diye açıkladı.


Uzun yıllardan bu yana sektörün içerisinde Oda başkanlığını yürüten İbrahim Buğur’a soruyoruz, “Bizim neyimiz eksik? Ne

“Gaziantep ayakkabıcılık sektöründe Türkiye’nin 4-5 vilayetinden bir tanesi” diyen Ayakkabıcılar Odası Başkanı İbrahim Buğur, sektördeki yerimizi, “Bütün illerde ayakkabı imalatı yok. İmalat yapılan illerin sayısı 10’u bulmaz. Gaziantep, İstanbul, İzmir, Konya, Manisa ayakkabıcılıkta yoğun olan  iller. Bu seneki ithalat ve ihracat rakamlarına baktığımızda İstanbul’dan sonra Türkiye’de Gaziantep geliyor. Ayakkabı ihracatının yüzde 18’i Gaziantep’te yapılıyor” diye açıkladı.

 

Ne zaman fasonculuk biter işte o zaman marka oluruz

 

Uzun yıllardan bu yana sektörün içerisinde Oda başkanlığını yürüten İbrahim Buğur’a soruyoruz, “Bizim neyimiz eksik? Neden bizimde İtalya’daki gibi, ayakkabı markalarımız yok” diye. Buğur, “Hiçbir şeyimiz eksik değil. Ancak ne zaman fasonculuk biterse, yani ne zaman bir kaç firma çıkıp kendi kendini öne atıp, sermaye yönünden güçlü insanlar olursa bizim sektörün önü açılır. Biz İtalya’dan geride değiliz. Buradaki ayakkabıların ücretini dolara vurduğumuz zaman 50 dolar oluyor ayakkabının maliyeti. Ama İtalya dünyaya marka ayakkabı yapıyor. Ücreti ise 300-500 dolar, hatta bin dolar civarında. Kolay değil öyle marka olmak, gerçekten zor işler. Halka kendinizi kabul ettirip, güvenini sağlamanız gerekiyor.  Bu da uzun zaman ve uğraşlar sonunda gerçekleşir” diyor.

 

Kaliteli ayakkabı kıymetli ayakkabıdır

Sektördeki ihracat-ithalat durumu hakkında da açıklama yapan  Buğr, “Türkiye olarak en büyük ihracatı Irak’a yapıyoruz. Yaklaşık 32 ülkeden de ithalat yapıyoruz” diyor.

SABAH- Ayakkabıcılık sektörü olarak Antep Türkiye’nin neresinde, üretim kapasitesi, istihdam ve kalite olarak bize yerimizi gösteren bir tablo çizebilir misiniz?
İbrahim Buğur- Gaziantep ayakkabıcılık sektöründe Türkiye’nin 4-5 vilayetinden bir tanesi. Yani Türkiye’nin bütün illerinde ayakkabı imalatı yok. İmalat yapılan illerin sayısının toplam olarak 10’u bulmaz. Gaziantep, İstanbul, İzmir, Konya, Manisa ayakkabıcılıkta yoğun olan  iller. Bu seneki ithalat ve ihracat rakamlarına baktığımızda İstanbul’dan sonra Türkiye’de Gaziantep gelmektedir. Ayakkabı ihracatının yüzde 18’i Gaziantep’te yapılmaktadır. Raporlarla kanıtlanmış bir istatistiktir. Büyük mağazalarda gördüğünüz ayakkabıların büyük bir bölümü Gaziantep’te üretilmektedir. Hangi marka aklınıza gelirse gelsin o marka Gaziantep’te de üretilmektedir. Kaliteli ayakkabı kıymetli ayakkabıdır günümüzde. Çin’den, Uzakdoğu’dan gelen ayakkabılar konusunda daima  uyarıda bulunduk. Gümrük Bakanlığı ile bir olarak yurt dışından getirilen ve insan sağlığına zararlı olan ayakkabıların ülkemize girmemesi için elimizden geleni yapıyoruz. Çalışmamız neticesinde bunu  2 yıl önce başardık. Yurt dışından gelen ayakkabılara ek vergi koydurarak ithalatımızı geriye düşürdük. Ne kadar   ayakkabı üretsek de 2 yıl önce ayakkabı ithalatı 240-250 milyon dolardı. Bu ek vergi geldikten sonra bunu 110 bin dolara düşürmekteyiz. Başbakanımıza, Bakanlarımıza, milletvekillerimize bu konuda bize yardımcı oldukları için teşekkürlerimizi  iletiyorum.

SABAH- Siz uzun  yıllardan beri Oda Başkanısınız, sektörü ve sorunları yakından biliyorsunuz, en büyük sorunumuz nedir? Kalifiye eleman mı, pazar mı? Hangisi?
İbrahim Buğur- En büyük sorunumuz  pazar sorunu. Nedeni, kendi imkanlarıyla ayakları üzerinde durup marka firmalara ayakkabı üreten arkadaşlarımızın sermayesi geniş olmalı. Kendi markasını yayınlayabilmeli, duyurabilmeli. Gaziantep’te şu ana kadar 50’ye yakın marka tescil ettiren arkadaşlarımız var. Ama sermayesi geniş olmadığı için markasını piyasaya süremiyor. Bunun için de mağazalara fason olarak çalışılıyor. 

SABAH- Ayakkabıcılar Odası kaç yıldan beri hizmet veriyor?
İbrahim Buğur- 1953 yılında Türkiye’de yeni çıkan bir yasa ile kurulmuş bir odamız. Daha önce adı dernekti sonrasında Oda oldu. 1990 senesinde işyerlerimizin sanayi sitesinde temeli atıldı. 2000 senesinde esnafı buraya taşıdık. Eskiden şehirdeyken ayakkabıyı üretiyorduk, ama nakliyecilikte sıkıntı çekiliyordu. Bu sorunların artmasından kaynaklanan bir taşınma oldu.

SABAH- Antep sanki ayakkabıcılık sektöründe önde gelen illerden biriydi, halen öyle mi, bizim gibi sektörde etkili başka hangi iller var?
İbrahim Buğur-  Ayakkabıcılık sektöründe Gaziantep yemeniciliğin olduğu zamandan bu yana Gaziantep’te geniş bir yer almaktadır. Etkili iller arasında daha önce de söylediğim gibi İstanbul, İzmir, Konya, Manisa önde gelenlerdendir.

SABAH- Antep üretimi ayakkabı hep ucuz ve kalitesiz, İstanbul işi kaliteli gibi değerlendirilir, bu kanı doğru mu sizce? Ya da neden böyle biliniyor ve bu yargı bir türlü yıkılamıyor?
İbrahim Buğur-  Gaziantep’te  küçük atölyelerimizin, büyük atölyelerimizin yanında 25’in üzerinde fabrika var. Hiçbir zaman Gaziantep kalitesiz, ucuz ayakkabı üretilmiyor. Fiyat kısmına bakarsanız ucuz olan ayakkabılar üretilmiyor. Türkiye’de 10 tane marka ayakkabı varsa bunların bir çoğunun imalatı Gaziantep yapılıyor. Yani Gaziantep’te hep marka ayakkabılar yapılıyor. Ama Uzakdoğu’dan gelen ayakkabıları bunlar Gaziantep yapılıyor ve ucuza satın alın deniliyorsa bize bunlar ihbar edilsin. Oda olarak bu konuda elimizden geleni yaparız.

SABAH- Sektördeki üreticiler, kendini yenileyemiyor galiba, mesela Ar-Ge çalışmalarına önem verebiliyorlar mı?
İbrahim Buğur-  Ar-Ge çalışmalarına az da olsa yönelme var. Birden bire Ar-Ge çalışmalarının  içine girilemiyor. Ülkemizde olan marka ayakkabılar 3-4 yada 10 senede marka olmadı. Bunlar 30-40 senelik ayakkabılar, mazileri var en önemlisi de.

SABAH- Ayakkabıcılık sektöründe model, çeşit ve marka çok önemli, Antepli firmalarımız bu kadar  eski geçmişe rağmen marka olamıyorlar sanki?
İbrahim Bugur-  Marka olmak kolay değil. 3-5 sende marka olunmaz. Halka yapmış olduğunuz ayakkabıyı kabul ettirmeniz gerekiyor. En iyi ortama en uygun ayakkabıyı üretip bunun halkın beğenisine sunup sonrasında ayakkabıda memnunluk kazanmanız gerekiyor. İnsanların ürettiğiniz ayakkabıya alışması ve önermesi yılları alır. O yüzden marka olmak kolay değildir.

SABAH- Ayakkabı, insanların en temel ihtiyaçları, olmazsa olmazları arasında. Sektör bu kadar  önemliyken, yeni ve kalifiye eleman yetiştirme konusunda gerekli ilgi ve özen mevcut mu?
İbrahim Buğur-  Tabi ki, ben aynı zamanda Türkiye Umum Ayakkabılar Federasyonu Başkanlığında görev  yapıyorum. Bizim merkezimiz Ankara, zaman zaman İstanbul, Gaziantep’e geliyorum ama genelde merkez Ankara olduğu için oradayım. Yani bu ülkede ayakkabıcılıkla ilgili ne varsa ben içerisinde yer alıyorum ve yaşıyorum. Türkiye’de 5 ildeki üniversitelerde ayakkabıcılık bölümü vardır. Bunlar, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Aydın Üniversitesi, Bolu İzzet Baysal Üniversitesi, Konya Selçuk Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi’dir. Gaziantep’te 4 yıl önce açtırdık. Bu bölümün açılması için hiçbir siyasi işin içinde olmaksızın bizzat birebir benimle görüşmesi neticesinde Yavuz Coşkun’un eseridir o. Bizim önceden eğitim merkezlerimiz vardı. 250 milyon Euro tutarında olan makinalar vardı ellerimizde. Ben de rektöre söz vermiştim, bu bölümü açarsanız eğer, makinaları biz karşılayacağız diye. Rektörümüz bölümü açtı ve makinaları verdik. Bununla kalmadık. Meslek Lisesinde de ayakkabıcılık bölümü açtık. Burada siyasilerin payı var tabi. Şu anda Mehmet Akif Endüstri ve Meslek Lisesi’nde ayakkabıcılık bölümü var. Yani biz ara eleman yetişmiyor demiyoruz şimdi. Buna yatırım yaptık ve okullarda bu bölümü açtık.

SABAH- Bizde neden İtalya  gibi marka ürünler üretilemiyor? Neyimiz eksik?
İbrahim Buğur- Hiçbir şeyimiz eksik değil. Ne zaman fasonculuk biterse, yani ne zaman bir kaç firma çıkıp kendi kendini öne atıp, sermaye yönünden güçlü insanlar olursa bizim sektörün önü açılır. Biz İtalya’dan geride değiliz. Buradaki ayakkabıların ücretini dolara vurduğumuz zaman 50 dolar oluyor ayakkabının maliyeti. Ama İtalya dünyaya marka ayakkabı yapıyor. Ücreti ise 300-500 dolar, hatta bin dolar civarında. Kolay değil öyle marka olmak, gerçekten zor işler. Halka kendinizi kabul ettirip, güvenini sağlamanız gerekiyor.  Bu da uzun zaman ve uğraşlar sonunda gerçekleşir.

SABAH- Bir fuar düzenleniyor ama, bizdeki fuarların yurtdışındaki fuarlarla pek ilgisi yok. Bizimkisi sanki panayır havasında. Bu fuarlardan beklenen katkıyı sağlayabiliyor musunuz?
İbrahim Buğur-  Nispeten oluyor. Kötü dersek yanlış olur, çünkü bu işlere emek veriliyor. Emekleri bir tarafa itemeyiz. Çok başarılı olmasak ta bu konuda iyi sayılırız bence. İstanbul’da, İzmir’de, Konya’da olan fuarlara bakıyorum ve İstanbul’daki fuardan sonra en iyi fuar Gaziantep’te. Fuar işi her ne kadar basit olarak görünse de maddi-manevi çok zor. Fuarda çok ince ayrıntılar var.


SABAH- Esnafın en önemli sorunu nedir? Sektörün gelişmesi için neler  yapılması gerekiyor?
İbrahim Buğur-  Esnafın, en büyük sorunu kendisidir. Yani zamana ayak uydurmayan bir esnaf. Eski düzenden devam edenlerin sorunu kendileridir. Zamana, teknolojiye ayak uyduranlar hep kendilerini geliştirmişlerdir. Yeni makinalar çıktı, bunları alacak kapasiteye sahip değilse gelir konusunda, buna rağmen kısmen yarı makineleşme durumunda olana arkadaşlarımız var yine de. Biz buraya taşındığımızda esnafımızın kendilerini yenilemeleri için toplantılar düzenledik. İmkânlarınız yoksa 3-4 kişi birleşip kendi işyerinizde de görev bölümü yapıp, iş yapın dedim. Ağalık bitti, herkes elini taşın altına koysun dedim. Bunu dediklerimi uygulayanlar hala kendi işlerinde devam ettiler, ama dinlemeyip uygulamayanlar da işlerini bıraktılar.

SABAH- Bir aralar ayakkabıların yara yapması konusu gündemdeydi hatta durum öyle ilerledi ki insanlar TV’lere çıktı…

İbrahim Buğur- Ankara’da yapılan bir toplantıda o konu üzerinde çok durdu. O zamanlarda da Türkiye genelinde kimi ayağım yara oldu dedi. Kimi samimi değildi, sırf kendi reklamını yapmak için TV ye çıkıyorlardı.  Ayakkabının esneme yerinden ayağı yara olmuştu. Ayakkabıda suçu aradılar. Zaten Uzakdoğu’dan, Çin’den gelen ozon katkı maddesi olan ayakkabıları mağazada da fark edebilirsiniz. Ama burada üretilen ayakkabıda sağlığı tehdit edecek bir unsur kullanıldığını düşünmüyorum. Öyle insanların da odamızda olacağını düşünmüyorum. Ankara’dan o toplantıdan sonra Gaziantep’e geldim. Sektördekilere bir bildiri dağıttım, elinizde eğer o tarzdan bir ayakkabı varsa, en kısa zamanda raflardan indirin diye uyarıda bulundum.

SABAH- Odanıza kayıtlı kaç esnaf var?
Odamıza kayıtlı 480’in üzerinde üyemiz var. Tabi bu memlekette binin üzerinde üye olmayan arkadaşlarımız var. Bunun bir kısmı Sanayi Odası’na, bir kısmı Ticaret Odası’na kayıtlı. Kaçak olanlar için de ekiplerle denetledik ve kayıtlı olmayanları kayıt yönünden zorluyoruz. Suriyeli kayıtlı üyelerimiz de bulunuyor.

SABAH- En çok ihracat ve ithalatımız olan ülkeler hangileri?
Türkiye olarak en büyük ihracatı Irak’a yapıyoruz. Yaklaşık 32 ülkeden de ithalat yapıyoruz.Adem Kesenek-Çiçek Bayram


en bizimde İtalya’daki gibi, ayakkabı markalarımız yok” diye. Buğur, “Hiçbir şeyimiz eksik değil. Ancak ne zaman fasonculuk biterse, yani ne zaman bir kaç firma çıkıp kendi kendini öne atıp, sermaye yönünden güçlü insanlar olursa bizim sektörün önü açılır. Biz İtalya’dan geride değiliz. Buradaki ayakkabıların ücretini dolara vurduğumuz zaman 50 dolar oluyor ayakkabının maliyeti. Ama İtalya dünyaya marka ayakkabı yapıyor. Ücreti ise 300-500 dolar, hatta bin dolar civarında. Kolay değil öyle marka olmak, gerçekten zor işler. Halka kendinizi kabul ettirip, güvenini sağlamanız gerekiyor. Bu da uzun zaman ve uğraşlar sonunda gerçekleşir” diyor.

Kaliteli ayakkabı kıymetli ayakkabıdır
Sektördeki ihracat-ithalat durumu hakkında da açıklama yapan Buğr, “Türkiye olarak en büyük ihracatı Irak’a yapıyoruz. Yaklaşık 32 ülkeden de ithalat yapıyoruz” diyor.
SABAH- Ayakkabıcılık sektörü olarak Antep Türkiye’nin neresinde, üretim kapasitesi, istihdam ve kalite olarak bize yerimizi gösteren bir tablo çizebilir misiniz?
İbrahim Buğur- Gaziantep ayakkabıcılık sektöründe Türkiye’nin 4-5 vilayetinden bir tanesi. Yani Türkiye’nin bütün illerinde ayakkabı imalatı yok. İmalat yapılan illerin sayısının toplam olarak 10’u bulmaz. Gaziantep, İstanbul, İzmir, Konya, Manisa ayakkabıcılıkta yoğun olan iller. Bu seneki ithalat ve ihracat rakamlarına baktığımızda İstanbul’dan sonra Türkiye’de Gaziantep gelmektedir. Ayakkabı ihracatının yüzde 18’i Gaziantep’te yapılmaktadır. Raporlarla kanıtlanmış bir istatistiktir. Büyük mağazalarda gördüğünüz ayakkabıların büyük bir bölümü Gaziantep’te üretilmektedir. Hangi marka aklınıza gelirse gelsin o marka Gaziantep’te de üretilmektedir. Kaliteli ayakkabı kıymetli ayakkabıdır günümüzde. Çin’den, Uzakdoğu’dan gelen ayakkabılar konusunda daima uyarıda bulunduk. Gümrük Bakanlığı ile bir olarak yurt dışından getirilen ve insan sağlığına zararlı olan ayakkabıların ülkemize girmemesi için elimizden geleni yapıyoruz. Çalışmamız neticesinde bunu 2 yıl önce başardık. Yurt dışından gelen ayakkabılara ek vergi koydurarak ithalatımızı geriye düşürdük. Ne kadar ayakkabı üretsek de 2 yıl önce ayakkabı ithalatı 240-250 milyon dolardı. Bu ek vergi geldikten sonra bunu 110 bin dolara düşürmekteyiz. Başbakanımıza, Bakanlarımıza, milletvekillerimize bu konuda bize yardımcı oldukları için teşekkürlerimizi iletiyorum.

SABAH- Siz uzun yıllardan beri Oda Başkanısınız, sektörü ve sorunları yakından biliyorsunuz, en büyük sorunumuz nedir? Kalifiye eleman mı, pazar mı? Hangisi?
İbrahim Buğur- En büyük sorunumuz pazar sorunu. Nedeni, kendi imkanlarıyla ayakları üzerinde durup marka firmalara ayakkabı üreten arkadaşlarımızın sermayesi geniş olmalı. Kendi markasını yayınlayabilmeli, duyurabilmeli. Gaziantep’te şu ana kadar 50’ye yakın marka tescil ettiren arkadaşlarımız var. Ama sermayesi geniş olmadığı için markasını piyasaya süremiyor. Bunun için de mağazalara fason olarak çalışılıyor.

SABAH- Ayakkabıcılar Odası kaç yıldan beri hizmet veriyor?
İbrahim Buğur- 1953 yılında Türkiye’de yeni çıkan bir yasa ile kurulmuş bir odamız. Daha önce adı dernekti sonrasında Oda oldu. 1990 senesinde işyerlerimizin sanayi sitesinde temeli atıldı. 2000 senesinde esnafı buraya taşıdık. Eskiden şehirdeyken ayakkabıyı üretiyorduk, ama nakliyecilikte sıkıntı çekiliyordu. Bu sorunların artmasından kaynaklanan bir taşınma oldu.

SABAH- Antep sanki ayakkabıcılık sektöründe önde gelen illerden biriydi, halen öyle mi, bizim gibi sektörde etkili başka hangi iller var?
İbrahim Buğur- Ayakkabıcılık sektöründe Gaziantep yemeniciliğin olduğu zamandan bu yana Gaziantep’te geniş bir yer almaktadır. Etkili iller arasında daha önce de söylediğim gibi İstanbul, İzmir, Konya, Manisa önde gelenlerdendir.

SABAH- Antep üretimi ayakkabı hep ucuz ve kalitesiz, İstanbul işi kaliteli gibi değerlendirilir, bu kanı doğru mu sizce? Ya da neden böyle biliniyor ve bu yargı bir türlü yıkılamıyor?
İbrahim Buğur- Gaziantep’te küçük atölyelerimizin, büyük atölyelerimizin yanında 25’in üzerinde fabrika var. Hiçbir zaman Gaziantep kalitesiz, ucuz ayakkabı üretilmiyor. Fiyat kısmına bakarsanız ucuz olan ayakkabılar üretilmiyor. Türkiye’de 10 tane marka ayakkabı varsa bunların bir çoğunun imalatı Gaziantep yapılıyor. Yani Gaziantep’te hep marka ayakkabılar yapılıyor. Ama Uzakdoğu’dan gelen ayakkabıları bunlar Gaziantep yapılıyor ve ucuza satın alın deniliyorsa bize bunlar ihbar edilsin. Oda olarak bu konuda elimizden geleni yaparız.

SABAH- Sektördeki üreticiler, kendini yenileyemiyor galiba, mesela Ar-Ge çalışmalarına önem verebiliyorlar mı?
İbrahim Buğur- Ar-Ge çalışmalarına az da olsa yönelme var. Birden bire Ar-Ge çalışmalarının içine girilemiyor. Ülkemizde olan marka ayakkabılar 3-4 yada 10 senede marka olmadı. Bunlar 30-40 senelik ayakkabılar, mazileri var en önemlisi de.

SABAH- Ayakkabıcılık sektöründe model, çeşit ve marka çok önemli, Antepli firmalarımız bu kadar eski geçmişe rağmen marka olamıyorlar sanki?
İbrahim Bugur- Marka olmak kolay değil. 3-5 sende marka olunmaz. Halka yapmış olduğunuz ayakkabıyı kabul ettirmeniz gerekiyor. En iyi ortama en uygun ayakkabıyı üretip bunun halkın beğenisine sunup sonrasında ayakkabıda memnunluk kazanmanız gerekiyor. İnsanların ürettiğiniz ayakkabıya alışması ve önermesi yılları alır. O yüzden marka olmak kolay değildir.

SABAH- Ayakkabı, insanların en temel ihtiyaçları, olmazsa olmazları arasında. Sektör bu kadar önemliyken, yeni ve kalifiye eleman yetiştirme konusunda gerekli ilgi ve özen mevcut mu?
İbrahim Buğur- Tabi ki, ben aynı zamanda Türkiye Umum Ayakkabılar Federasyonu Başkanlığında görev yapıyorum. Bizim merkezimiz Ankara, zaman zaman İstanbul, Gaziantep’e geliyorum ama genelde merkez Ankara olduğu için oradayım. Yani bu ülkede ayakkabıcılıkla ilgili ne varsa ben içerisinde yer alıyorum ve yaşıyorum. Türkiye’de 5 ildeki üniversitelerde ayakkabıcılık bölümü vardır. Bunlar, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Aydın Üniversitesi, Bolu İzzet Baysal Üniversitesi, Konya Selçuk Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi’dir. Gaziantep’te 4 yıl önce açtırdık. Bu bölümün açılması için hiçbir siyasi işin içinde olmaksızın bizzat birebir benimle görüşmesi neticesinde Yavuz Coşkun’un eseridir o. Bizim önceden eğitim merkezlerimiz vardı. 250 milyon Euro tutarında olan makinalar vardı ellerimizde. Ben de rektöre söz vermiştim, bu bölümü açarsanız eğer, makinaları biz karşılayacağız diye. Rektörümüz bölümü açtı ve makinaları verdik. Bununla kalmadık. Meslek Lisesinde de ayakkabıcılık bölümü açtık. Burada siyasilerin payı var tabi. Şu anda Mehmet Akif Endüstri ve Meslek Lisesi’nde ayakkabıcılık bölümü var. Yani biz ara eleman yetişmiyor demiyoruz şimdi. Buna yatırım yaptık ve okullarda bu bölümü açtık.

SABAH- Bizde neden İtalya gibi marka ürünler üretilemiyor? Neyimiz eksik?
İbrahim Buğur- Hiçbir şeyimiz eksik değil. Ne zaman fasonculuk biterse, yani ne zaman bir kaç firma çıkıp kendi kendini öne atıp, sermaye yönünden güçlü insanlar olursa bizim sektörün önü açılır. Biz İtalya’dan geride değiliz. Buradaki ayakkabıların ücretini dolara vurduğumuz zaman 50 dolar oluyor ayakkabının maliyeti. Ama İtalya dünyaya marka ayakkabı yapıyor. Ücreti ise 300-500 dolar, hatta bin dolar civarında. Kolay değil öyle marka olmak, gerçekten zor işler. Halka kendinizi kabul ettirip, güvenini sağlamanız gerekiyor. Bu da uzun zaman ve uğraşlar sonunda gerçekleşir.

SABAH- Bir fuar düzenleniyor ama, bizdeki fuarların yurtdışındaki fuarlarla pek ilgisi yok. Bizimkisi sanki panayır havasında. Bu fuarlardan beklenen katkıyı sağlayabiliyor musunuz?
İbrahim Buğur- Nispeten oluyor. Kötü dersek yanlış olur, çünkü bu işlere emek veriliyor. Emekleri bir tarafa itemeyiz. Çok başarılı olmasak ta bu konuda iyi sayılırız bence. İstanbul’da, İzmir’de, Konya’da olan fuarlara bakıyorum ve İstanbul’daki fuardan sonra en iyi fuar Gaziantep’te. Fuar işi her ne kadar basit olarak görünse de maddi-manevi çok zor. Fuarda çok ince ayrıntılar var.

SABAH- Esnafın en önemli sorunu nedir? Sektörün gelişmesi için neler yapılması gerekiyor?
İbrahim Buğur- Esnafın, en büyük sorunu kendisidir. Yani zamana ayak uydurmayan bir esnaf. Eski düzenden devam edenlerin sorunu kendileridir. Zamana, teknolojiye ayak uyduranlar hep kendilerini geliştirmişlerdir. Yeni makinalar çıktı, bunları alacak kapasiteye sahip değilse gelir konusunda, buna rağmen kısmen yarı makineleşme durumunda olana arkadaşlarımız var yine de. Biz buraya taşındığımızda esnafımızın kendilerini yenilemeleri için toplantılar düzenledik. İmkânlarınız yoksa 3-4 kişi birleşip kendi işyerinizde de görev bölümü yapıp, iş yapın dedim. Ağalık bitti, herkes elini taşın altına koysun dedim. Bunu dediklerimi uygulayanlar hala kendi işlerinde devam ettiler, ama dinlemeyip uygulamayanlar da işlerini bıraktılar.

SABAH- Bir aralar ayakkabıların yara yapması konusu gündemdeydi hatta durum öyle ilerledi ki insanlar TV’lere çıktı…
İbrahim Buğur- Ankara’da yapılan bir toplantıda o konu üzerinde çok durdu. O zamanlarda da Türkiye genelinde kimi ayağım yara oldu dedi. Kimi samimi değildi, sırf kendi reklamını yapmak için TV ye çıkıyorlardı. Ayakkabının esneme yerinden ayağı yara olmuştu. Ayakkabıda suçu aradılar. Zaten Uzakdoğu’dan, Çin’den gelen ozon katkı maddesi olan ayakkabıları mağazada da fark edebilirsiniz. Ama burada üretilen ayakkabıda sağlığı tehdit edecek bir unsur kullanıldığını düşünmüyorum. Öyle insanların da odamızda olacağını düşünmüyorum. Ankara’dan o toplantıdan sonra Gaziantep’e geldim. Sektördekilere bir bildiri dağıttım, elinizde eğer o tarzdan bir ayakkabı varsa, en kısa zamanda raflardan indirin diye uyarıda bulundum.

SABAH- Odanıza kayıtlı kaç esnaf var?
Odamıza kayıtlı 480’in üzerinde üyemiz var. Tabi bu memlekette binin üzerinde üye olmayan arkadaşlarımız var. Bunun bir kısmı Sanayi Odası’na, bir kısmı Ticaret Odası’na kayıtlı. Kaçak olanlar için de ekiplerle denetledik ve kayıtlı olmayanları kayıt yönünden zorluyoruz. Suriyeli kayıtlı üyelerimiz de bulunuyor.

SABAH- En çok ihracat ve ithalatımız olan ülkeler hangileri?
Türkiye olarak en büyük ihracatı Irak’a yapıyoruz. Yaklaşık 32 ülkeden de ithalat yapıyoruz.Adem Kesenek-Çiçek Bayram

Captcha işaretlenmemiş.
Diğer Haberler
Çocuk istismarı ve kadına şiddet de bir nevi OHAL’dir
Çocuk istismarı ve kadına şiddet de bir nevi OHAL’dir
Toplumda, ahlaki bir çözülme yaşanıyor
Toplumda, ahlaki bir çözülme yaşanıyor
Güçlü bir yönetim kadrosu ile Gaziantep'te ilerleyeceğiz
Güçlü bir yönetim kadrosu ile Gaziantep'te ilerleyeceğiz
Sektöre ve firmalara değer katmak istiyoruz
Sektöre ve firmalara değer katmak istiyoruz
Türkiye, dünyanın sağlık merkezi konumuna geliyor
Türkiye, dünyanın sağlık merkezi konumuna geliyor
Ağrının önemli bir özelliği duyusal bir olgu olmasıdır
Ağrının önemli bir özelliği duyusal bir olgu olmasıdır
Bölgede, greenlight lazer cihazı sadece bizde mevcut
Bölgede, greenlight lazer cihazı sadece bizde mevcut
Eğitim süreklilik kazandığı zaman sorgulayan bireyler yetişmiş olur
Eğitim süreklilik kazandığı zaman sorgulayan bireyler yetişmiş olur
Bölgemize ve küresel bilime yeni soluklar getirmek için çalışıyoruz
Bölgemize ve küresel bilime yeni soluklar getirmek için çalışıyoruz
Uyuşturucunun kolay temin edilebilir olması büyük sorun
Uyuşturucunun kolay temin edilebilir olması büyük sorun
Gaziantep’te Hepatit B ve Hepatit C yaygın
Gaziantep’te Hepatit B ve Hepatit C yaygın
Doğan bebeklerin yüzde 15’i Suriyeli
Doğan bebeklerin yüzde 15’i Suriyeli
Günümüzün en yaygın ağız sorunu diş eti hastalığı ve diş çürükleridir
Günümüzün en yaygın ağız sorunu diş eti hastalığı ve diş çürükleridir
Suriyeliler’den dolayı  veremden endişeliyiz
Suriyeliler’den dolayı veremden endişeliyiz
Spor ve eğitimde zihinsel bir değişim olmalı ki büyük başarılar elde edelim
Spor ve eğitimde zihinsel bir değişim olmalı ki büyük başarılar elde edelim
Adalete güvensizlik yüzde 92 oranında
Adalete güvensizlik yüzde 92 oranında
“Gaziantep eğitiminin en büyük sorunu iç ve dış göç yoğunluğu”
“Gaziantep eğitiminin en büyük sorunu iç ve dış göç yoğunluğu”
“Gaziantep’te diyabetik retinopati yaygın”
“Gaziantep’te diyabetik retinopati yaygın”
Rant odaklı yapılar, kentin çevresel niteliğini zedeledi
Rant odaklı yapılar, kentin çevresel niteliğini zedeledi
Sigara ile ilişkili kanser türlerinin kadınlarda görülme sıklığı arttı
Sigara ile ilişkili kanser türlerinin kadınlarda görülme sıklığı arttı
Hedef yılsonuna kadar 3 milyon yolcuya ulaşmak
Hedef yılsonuna kadar 3 milyon yolcuya ulaşmak
15 Temmuz’dan bu yana sıkıntı yaşıyoruz
15 Temmuz’dan bu yana sıkıntı yaşıyoruz
Toplumun bilinçlenmesi ve olayı sahiplenmesi lazım
Toplumun bilinçlenmesi ve olayı sahiplenmesi lazım
Günümüzün en büyük sorunu uyuşturucu
Günümüzün en büyük sorunu uyuşturucu
Eczanelerde sahte ilaç satılması mümkün değil
Eczanelerde sahte ilaç satılması mümkün değil
Hayranı olduğu Şebnem Ferah’a ulaşmak için yaptığı şarkı hayatını değiştirdi
Hayranı olduğu Şebnem Ferah’a ulaşmak için yaptığı şarkı hayatını değiştirdi
Türkiye, önce, kendi içindeki IŞİD unsurlarını temizlemeliydi
Türkiye, önce, kendi içindeki IŞİD unsurlarını temizlemeliydi
Düzbağ projesi Türkiye’nin en önemli ve en büyük 3. Projesi
Düzbağ projesi Türkiye’nin en önemli ve en büyük 3. Projesi
Ülkenin geleceği, demokratik sistemin sağlıklı işleyişine bağlıdır
Ülkenin geleceği, demokratik sistemin sağlıklı işleyişine bağlıdır
Belirsizlik duygusu, büyük travmalar doğurabilir
Belirsizlik duygusu, büyük travmalar doğurabilir
Gıda denetimlerimiz çok yetersiz tükettiğimiz gıdalar güvenli değil
Gıda denetimlerimiz çok yetersiz tükettiğimiz gıdalar güvenli değil
Tür sayısı 330, nüfusumuz ise 7 bin 100’e kadar ulaştı
Tür sayısı 330, nüfusumuz ise 7 bin 100’e kadar ulaştı
UNESCO’ya ağına girmiş bir kente yakışmıyor bu
UNESCO’ya ağına girmiş bir kente yakışmıyor bu
Gaziantep’te daire satışları durdu
Gaziantep’te daire satışları durdu
Savaşla birlikte Suriye ile ticaretimiz sıfırlandı
Savaşla birlikte Suriye ile ticaretimiz sıfırlandı
Peyzaj mimarları, dünyayı iyileştiren doğaya nazikçe dokunan ellerdir...
Peyzaj mimarları, dünyayı iyileştiren doğaya nazikçe dokunan ellerdir...
Annem bakımevinde çok mutlu
Annem bakımevinde çok mutlu
Çevrimizi en çok  kirleten insandır
Çevrimizi en çok kirleten insandır
Doğu'daki olaylar, tüm sektörleri olumsuz etkiledi
Doğu'daki olaylar, tüm sektörleri olumsuz etkiledi
Ulaşımda bir hareketlenme varsa ekonomi iyiye gidiyor demektir
Ulaşımda bir hareketlenme varsa ekonomi iyiye gidiyor demektir
Sürücü kurslarının sayısı fazla, eğitimde kalite düşüyor
Sürücü kurslarının sayısı fazla, eğitimde kalite düşüyor
Antep, orman fakiri bir kent konumunda
Antep, orman fakiri bir kent konumunda
Türkiye, her anlamda  iyi yönetilmiyor!
Türkiye, her anlamda iyi yönetilmiyor!
Ağız ve Diş Sağlığı Merkezleri’ni  kim koruyorsa çok yanlış yapıyor
Ağız ve Diş Sağlığı Merkezleri’ni kim koruyorsa çok yanlış yapıyor
 “Devlet, yerli kömür dağıtmaktan vazgeçip, ithal kömür dağıtmalı”
“Devlet, yerli kömür dağıtmaktan vazgeçip, ithal kömür dağıtmalı”
Gayrimenkuldeki  artış altını neredeyse 3’e katlıyor
Gayrimenkuldeki artış altını neredeyse 3’e katlıyor
Antep, aslında tarıma  dayalı bir sanayi kenti
Antep, aslında tarıma dayalı bir sanayi kenti
“Sanayileştik, ama bu kültürümüzün  de geliştiği anlamına gelmiyor elbette”
“Sanayileştik, ama bu kültürümüzün de geliştiği anlamına gelmiyor elbette”