17 Şubat 2020, Pazartesi Favorilere ekleAçılış sayfası yapKünyeİletişim
 
Anasayfa Güncel Siyaset Ekonomi Spor Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Teknoloji Video Haber English Dünyadan
ÜYE ALANI
Üye Ol     Parola Hatırlat
 
O bir dev !   Dubaili hackerlarla işbirliği yapan dolandırıcılara suçüstü
 
Elektronik atıklar ağaca dönüştürülüyor   Gaziantep Tanitim Filmi
KÖŞE YAZILARI
Nurgün Balcıoğlu
Mösyücüğüm, güle güle…
Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
İzzeti nefsini satmak
Ayfer Tuzcu Ünsal
Denizli’de lezzet şöleni (4)
Metin Atamer
Ayak
Hikmet Aksoy
Basın dünyamızın büyük kaybı
Celal Deniz
Irkçılığın tedavisi var mıdır?
İlter Serim
Doğadaki çevrimlerden en önemlisi: Su çevrimi
Prof.Dr.Can Akkoç
Gaziantep *olayı* (1973-84) (15)
Veli Yalçın
Mersin ve Tarsus’ta Neler Yenir?
Leyla Adın
Azim ve başarı
Yaşar Özen
GAZETECİLİK
Av. Aziz Canatar
Yeri doldurulamayacak nezaketli bir insandı
Doç. Dr. A. Sera Özbaşar
Aykut: In memoriam
Av Şafak Yılmaz
Devleti ayakta tutan bağımsız ve tarafsız kurumlardır
Av. Mehmet Cihan Mercimek
Anladık! Yıl 2020!
Bülent YILMAZ
Toplumsal cinnet
Uzm. Diyetisyen Ufuk Ayşe KEPKEP
Gebe ve emzikli annelerde beslenme (5)
Aykut Tuzcu
Erdoğan, ABD’ye gidecek mi?
ÇOK OKUNAN HABERLER
GAÜN’de Endnote Eğitim Semineri düzenlendi
TÜRMOB’u girişiminden dolayı şiddetle kınıyoruz
Soğuk havalar dondurdu, kar sevindirdi
Suriye'de Esad rejimine ait helikopter düşürüldü
Terör örgütü propagandasında 12 gözaltı
Erkekler, 2019’da en az 328 kadın ve 15 çocuğu öldürdü
Türkiye’deki yaşlı nüfus arttı
Erdoğan: Sermayenin milliyeti yoktur
Özgür Yankaya 8. maçına çıkacak.
Hakem hataları, Gaziantep FK’yı hem maddi hem de manevi zarara uğratıyor
E-GAZETE
      
RÖPORTAJ

Türkiye, dünyanın sağlık merkezi konumuna geliyor
Gaziantep Üniversitesi gerek hizmet olarak gerekse bölgeye hitap etmesi açısından Türkiye’nin sayılı üniversitelerden bir tanesidir
ANKET
Teröre destek verenler için idam cezası getirilmeli mi?
     
Önemli Bilgiler
Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Önemli Telefonlar Vefat Edenler
Döviz Kurları & Altın
 
  Bülent YILMAZ
 
Deprem

   29 Ocak 2020
 

İnsanoğlu ne kadar çaresiz! Binalarınızın ne kadar sağlam olursa olsun, yıkılmayacağından emin olsanız bile deprem anında çaresiz bir korkunun üzerimizde oluşturduğu hissiyatı izah edebilmek ne kadar da zor. Bu bazılarında öyle büyük bir travmaya neden olabiliyor ki, depremden sonraki yaşamları daha da çekilmez bir hal alabiliyor.

Bilim deprem korkusunu, seismophobia olarak tanımlıyor. Yani psikiyatrinin bile böyle başlı başına uğraştığı bir alan deprem korkusu. Avize azıcık sallansa, bir anda terlemeye başlayan, nabzı 120’ye çıkan, yolda yürürken bina altlarından değil de, açıktan yürümeye çalışan insanların sayısı her geçen gün artıyor.

Düşünsenize, Elazığ depremine 300 km uzakta olmamıza ve muhtemelen o depremi 5 civarında hissetmemize rağmen, insanların pijamalarıyla kendilerine sokaklara attığı, araç trafiğinin en yoğun saatlerden bile daha yoğun olduğu, benzinliklerde kuyrukların uzadığı ve marketlerdeki gıdalara hücum edildiği Gaziantep’ten söz ediyorum. Biz burada böyle bir ruh hali içerisindeysek depremin merkezindeki insanları düşünebiliyor musunuz?

Her deprem yaşadığımızda aklımıza Japonya gelir. Japonya deprem kuşağında olmasına ve sık sık 7 ve üzerinde depremler yaşamalarına rağmen Japonlar bizdeki gibi travmalar ve yıkımlar yaşamıyorlar. Tabii bunun temel nedeni, depremi kabul etmeleri ve binalarını, yollarını ve yaşam alanlarını bununla başa çıkabilecek şekilde inşa etmelerinden kaynaklanıyor. En kalabalık yerlerde bile deprem anında son derece soğukkanlı bir şekilde davranmaları,  eşya devrilmesi, yüksekten atlama gibi nedenlerle yaralanmalara da engel oluyor. Oysa ülkemizde depremden kaynaklanan yaralanmaların hatırı sayılır bölümü, can korkusuyla yüksekten atlama sebebiyle gerçekleşiyor.

Bu sorunları muhakkak surette aşmamız gerekiyor artık. Ana okullarından başlayarak çocuklarımıza deprem anında nasıl davranmaları gerektiğini çok iyi öğretmemiz gerekiyor. Bunu gönüllü değil zorunlu olarak yapmalıyız ve devamlılığını sağlamalıyız. Yasak savma şeklinde göstermelik müfredatlarla değil, hayatın içinde yaşayarak ve gerçek anlamda kontrolünü sağlayarak yapmazsak bir çok şeyde olduğu gibi bu da boşa gidecek bir eğitim olur.

Tabi bunun yanında en önemli görev belediyelere düşüyor. Denetlemeleri iyi yapmaları, ruhsat projeleriyle uygulama projelerinin her aşaması ile kontrol edilmesi büyük önem arz ediyor.

Belediyelerin nasıl bir uygulama yaptığını bilmiyorum ama kendi akıl ve mantığımla düşündüğümde, belirli bir silsilenin muhakkak surette uygulanması gerekiyor. Sözgelimi, temel atıldıktan sonra denetim ve onay, ilk kat betonundan sonra ve her kat betonlarından sonra ayrı ayrı denetim ve onay, duvar örme ve yalıtım, elektrik ve su tesisatları, çatı döşemesi gibi binaların ana güvenlik bölümlerinde sıra ile denetim ve onay verilmeden bir sonraki aşamaya geçilmemesinin sağlanması gerekiyor. Peki bu böyle mi oluyor sizce? Bilemiyorum. Olsaydı bu binalar yıkılmazdı, olsaydı daha birkaç ay önce Karataş’ta cami iskelesi çökmez ve gencecik bir mühendisimiz hayatını kaybetmezdi.

“Bunlar doğal afet, ne yapalım fayın yerini mi değiştirelim” gibi absürt bahanelerle bu sorumluktan kurtulamayız. Herkes işini iyi yapacak. Layıkıyla yapacak. Yapmamışsa bunun hesabını verecek, bedelini ödeyecek.

O yıkılan binaları yapanlar, bilime ve fenne aykırı yaptıkları bu binaların bedellerini, kaybettikleri hayatlarıyla ödediler. Peki bu binalar yapılırken görevlerini yapmayanlar? Onlar bunun bedelini ödediler mi?

Hesap vermedikçe ve sorumlular bedelini ödemedikçe biz daha çok canlar kaybederiz.

Son olarak son yaşadığımız Elazığ depreminde devletin anında refleks göstererek çok iyi organize olduğunu ve 3 bakanın, olayın hemen ertesinde şehre kamp kurarak çok başarılı bir yönetim sergilediklerini de belirtmemiz gerekiyor.

 
Yorumlar Sende yorum yaz
Köşe yazısına yorum eklemek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi

Bu köşe yazısı için eklenmiş yorum bulunamadı.

Diğer Yazıları Tüm Yazıları
 . Toplumsal cinnet
 . Köylülük (2)
 . Köylülük (1)
 . Politize olmuş toplum
 . Kokuların en güzeli
 . Deprem
 . İsraf
 . İfrat-tefrit
 . Tüketirken tükenmek
 . Bu sözleri söyleyen benim atam olamaz
 . Sözcüklere hapsolmak
 . Drone çıktı, mertlik bozuldu!!!
 . Devletin asık yüzü
 . Dindar olmak mı, ahlaklı olmak mı?
 . Ahlak! Sadece ahlak! Mutlak ahlak!
 . Togo kuleleri
 . Ahlak ve erdem
 . Merhaba
© 2011 Gaziantep Sabah Gazetesi AnasayfaİletişimKünye

vemedya