22 Ocak 2020, Çarşamba Favorilere ekleAçılış sayfası yapKünyeİletişim
 
Anasayfa Güncel Siyaset Ekonomi Spor Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Teknoloji Video Haber English Dünyadan
ÜYE ALANI
Üye Ol     Parola Hatırlat
 
O bir dev !   Dubaili hackerlarla işbirliği yapan dolandırıcılara suçüstü
 
Elektronik atıklar ağaca dönüştürülüyor   Gaziantep Tanitim Filmi
KÖŞE YAZILARI
Nurgün Balcıoğlu
Mösyücüğüm, güle güle…
Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
Berberden öğrendim
Ayfer Tuzcu Ünsal
Zeytin Hasadı Şenlikleri(1)
Metin Atamer
Zarardan dönersen kârdır
Hikmet Aksoy
Basın dünyamızın büyük kaybı
Celal Deniz
Irkçılığın tedavisi var mıdır?
İlter Serim
Doğadaki çevrimlerden en önemlisi: Su çevrimi
Prof.Dr.Can Akkoç
Gaziantep *olayı* (1973-84) (15)
Veli Yalçın
Transnistra (Transdinyester) Sosyalist Moldova Cumhuriyeti
Leyla Adın
Kolomb'tan bugüne…
Yaşar Özen
GAZETECİLİK
Av. Aziz Canatar
Yeri doldurulamayacak nezaketli bir insandı
Doç. Dr. A. Sera Özbaşar
Aykut: In memoriam
Av Şafak Yılmaz
Silent Leges İnter Arma
Av. Mehmet Cihan Mercimek
Anladık! Yıl 2020!
Bülent YILMAZ
Tüketirken tükenmek
Uzm. Diyetisyen Ufuk Ayşe KEPKEP
D vitamini (4)
Aykut Tuzcu
Erdoğan, ABD’ye gidecek mi?
ÇOK OKUNAN HABERLER
UNICEF: Her 3 kızdan bir hiç okula gitmedi
Suriyeliler, inşaat sektöründe yoğunlaştı
Bakanlık mobbing şikayetini neden dikkate almadı?
Organize Sanayi Bölgesi Müteşebbis Heyet Toplantısı yapıldı
GKV, voleybolda namağlup şampiyon
‘Hak ihlallerin takipçisi olacağız’
Bademcik ve geniz eti problemi yaşayan çocuklar takip altında tutulmalı
Baraj gövdesini aşan sular tahliye kanalları ile boşaltılıyor
GSS ve BAĞ-KUR prim borçları silinmeli
AB: Türkiye'ye yaptırım için isim listesi hazırlıyoruz
E-GAZETE
      
RÖPORTAJ

Türkiye, dünyanın sağlık merkezi konumuna geliyor
Gaziantep Üniversitesi gerek hizmet olarak gerekse bölgeye hitap etmesi açısından Türkiye’nin sayılı üniversitelerden bir tanesidir
ANKET
Teröre destek verenler için idam cezası getirilmeli mi?
     
Önemli Bilgiler
Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Önemli Telefonlar Vefat Edenler
Döviz Kurları & Altın
 
  Av Şafak Yılmaz
 
Huzursuz Adalet!

   10 Aralık 2019
 

Ceren Özdemir ve katledilen tüm kadınların anısına saygıyla..

Bir gece yarısı acı içinde inleyen bir kadın sesi duysanız ne yaparsınız?

Yer Fransa’nın Le Havre kasabası. Bir gece yarısı genç bir kadın tecavüze uğradıktan sonra hunharca katledildi. Bir anda işlenmedi bu cinayet, dakikalarca acı içinde feryat etti kadın. Öyle bir ses ki bu, limandaki gemi ve vinçlerin sesleri dahi işitilmedi. Acı bastırdı diğer tüm sesleri. Geceyi adi bir kumaş parçası gibi yırtıp attı. Gece tüm pisliğiyle arkasına bile bakmadan La Havre’nin karanlık sokaklarında kayboldu. Polis yaptığı soruşturmada en ufak bir eşkâle bile ulaşamadı. Çünkü ertesi sabah olayı gören bir tek tanık bile yoktu.

Louis Belvaux’un "38 Şahit/ 38 Teomins” (2012) filminden bahsediyorum. Kamerayı bir ayna gibi kullanıyor usta yönetmen. Aynayı başkalarına değil, insanlara çeviriyor Belvaux. Bakmaya en çok korktuğumuz yere: Kendimize! Kendi vicdanımıza…

(Vicdan! Ne büyülü bir kelime. Tıpkı adalet gibi. İçini dolduramadığımız kavramları yücelterek kendini kandırmak, insanın en büyük yazgısı/yanılgısı.)

Kahramanımız gemilere kılavuzluk yapan bir kaptan. Adı Pierre. Mutlu bir adam/dı. Ta ki o geceye kadar. Her şeyi duydu, her şeyi gördü ve sustu. Telefona sarılıp cinayeti ihbar etmek yerine yatağına gitti. Ertesi gün hiçbir şey yokmuş gibi hayat devam etti. Neydi peki o sesler? Pierre hayal mi görmüştü?

Hayır, hiçbir şey hayal değildi. Birkaç gün önce "seni sonsuza kadar seveceğim Pierre” diyen nişanlısı filmin sonunda "her şeyi mahvettin” diyerek onu terk edecekti.

Pierre içindeki şeytana daha fazla tahammül edemedi. Polise giderek her şeyi anlattı. Vicdanı huzur bulsun istiyordu. Ne olacaksa olsun ama içindeki ses sussun. Savcı inanmadı önce, eğer böyle bir olay olmuşsa herkesin duymuş olması gerekti. Diğer komşuları yalanladılar. Herkesin kafasını kuma gömdüğü bir gece de o ispiyonlamıştı herkesi, günahları açık etmişti, gammazlamıştı onları. Evini taşladılar, hakaret ettiler. Katil bulunamamıştı belki ama günah keçisi hazırdı onların gözünde.

Neye kızıyorlardı ki? Sadece polisi başlarına sardığı için olamazdı elbette. Onların ne kadar da karanlık, kör ve sağır olduklarını ortaya çıkardığı için olabilir miydi? Kimse gerçeği açık edemiyordu kimseye. Hakikat herkese ağır gelmişti. Hakikat hep ağır gelirdi zaten.

Savcı olay yerinde inceleme yaptırmak için cinayet mahalline geldi. Bir kadın polis olayı canlandıracaktı. 38 kişinin evin her birine bir polis görevlendirilmişti. Bu defa kadının çığlıklarının onlara ulaşıp ulaşılmadığı tespit edilecekti. Kadın polis çığlık attı. Pierre daha yüksek dedi.. Kadın çığlık attı. Çığlıkkk attı… Feryat doldu evlerin, kulakların, vicdanların içine. Taş kesilen yüreklerden gözyaşları damladı bu defa. Artık her şey için çok geçti.

38 Şahit vicdanımıza ve en insani duygularımıza ayna tutuyor. Her sinemaseverin ve hukukçunun izlemesi gereken bir film olduğu kanaatindeyim. Michael Haneke’nin deyimiyle "Huzursuz seyirler”.

 
Yorumlar Sende yorum yaz
Köşe yazısına yorum eklemek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi

Bu köşe yazısı için eklenmiş yorum bulunamadı.

Diğer Yazıları Tüm Yazıları
 . Silent Leges İnter Arma
 . Siyasette yol arkadaşlığı yoktur
 . Başkalarının acısını hissediyorsan insansın !
 . Visibilia ex İnvisibilibus
 . Justitia Est Fundamentum Regnorum
 . Cumhurbaşkanı’na hakaret suçu ve cezası (2)
 . Cumhurbaşkanı’na hakaret suçu ve cezası
 . Huzursuz Adalet!
 . Işık karanlıktan doğar
 . İlk adım
© 2011 Gaziantep Sabah Gazetesi AnasayfaİletişimKünye

vemedya