27 Ocak 2020, Pazartesi Favorilere ekleAçılış sayfası yapKünyeİletişim
 
Anasayfa Güncel Siyaset Ekonomi Spor Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Teknoloji Video Haber English Dünyadan
ÜYE ALANI
Üye Ol     Parola Hatırlat
 
O bir dev !   Dubaili hackerlarla işbirliği yapan dolandırıcılara suçüstü
 
Elektronik atıklar ağaca dönüştürülüyor   Gaziantep Tanitim Filmi
KÖŞE YAZILARI
Nurgün Balcıoğlu
Mösyücüğüm, güle güle…
Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
Trappist Manastırı
Ayfer Tuzcu Ünsal
Zeytin Hasadı Şenlikleri(1)
Metin Atamer
Çek bir acılı İstanbul
Hikmet Aksoy
Basın dünyamızın büyük kaybı
Celal Deniz
Irkçılığın tedavisi var mıdır?
İlter Serim
Doğadaki çevrimlerden en önemlisi: Su çevrimi
Prof.Dr.Can Akkoç
Gaziantep *olayı* (1973-84) (15)
Veli Yalçın
İhraç edilen barış akademisyenlerinin kitap kafesi: Kültürhane
Leyla Adın
İnsanları, binalar öldürüyor
Yaşar Özen
GAZETECİLİK
Av. Aziz Canatar
Yeri doldurulamayacak nezaketli bir insandı
Doç. Dr. A. Sera Özbaşar
Aykut: In memoriam
Av Şafak Yılmaz
Su çatlağını buldu
Av. Mehmet Cihan Mercimek
Anladık! Yıl 2020!
Bülent YILMAZ
İfrat-tefrit
Uzm. Diyetisyen Ufuk Ayşe KEPKEP
D vitamini (4)
Aykut Tuzcu
Erdoğan, ABD’ye gidecek mi?
ÇOK OKUNAN HABERLER
Önemli bir misyona sahip olan kurum çalışanları mutsuz
Gaziantep Basketbol U-13 takımı, Kuşadası’nda
Güvercin hırsızları kameradan kaçamadı
Güvencesiz, sözleşme dışı işler yapıyoruz
ABD, “Doğum Turizmi” için vize vermeyecek
Merkel: 'Libya'nın Suriye olmasına izin vermemeliyiz'
"En iyi bildiğiniz işi, en doğru şekilde yapın"
SPK'dan 114 bin liralık ceza
Merak çok kırılgan bir bitkidir özellikle de özgürlüğe ihtiyacı vardır
Lübnan kabinesinde altı kadın bakan yer aldı
E-GAZETE
      
RÖPORTAJ

Türkiye, dünyanın sağlık merkezi konumuna geliyor
Gaziantep Üniversitesi gerek hizmet olarak gerekse bölgeye hitap etmesi açısından Türkiye’nin sayılı üniversitelerden bir tanesidir
ANKET
Teröre destek verenler için idam cezası getirilmeli mi?
     
Önemli Bilgiler
Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Önemli Telefonlar Vefat Edenler
Döviz Kurları & Altın
 
  Aykut Tuzcu
 
Savaşın göbeğinde Leningrad Senfonisi!

   16 Ekim 2019
 

Tarih: 18 Aralık 1940...

 

Hitler, Alman Ordusu'na tarihin en geniş çaplı askeri harekat emrini verdi: Hedef Sovyetler Birliği idi.

Almanların Barbarossa Harekatı öğrenilince Leningrad'da (Şimdi adı St. Petersburg) olağanüstü günler başladı.

Örneğin; ‘Müzelerin Anası’ olarak bilinen Hermitage Müzesi'ndeki 3 milyon eserin bir bölümü sandıklara doldurulup Ural Dağları'na götürüldü.

Şehirde yaşayan önemli bilim adamları ve sanatçıların tahliyesine karar verildi. Kimileri kenti terk etmeye karşı çıktı.

 

Bunlardan biri, ünlü besteci Dmitri Şostakoviç idi.

Yazar Sarah Quigley ‘Orkestra Şefi’ adlı kitabında şehri terk etmeme kararının Şostakoviç ile eşi Nina Varzar'ın arasını açtığını şöyle yazdı:

 

Nina” dedi Şostakoviç; “Leningrad'dan ayrılmamızı istediğini biliyorum ama anla lütfen. Batan gemiyi terk eden fareler gibi kaçıp gitmek yanlış geliyor bana.”

 

Nina yüzünü çevirdi: “Bu dediğin benim kulağıma, çocuklarının hayatlarını riske attığın için kendini rahatlatmak üzere bulduğun bir bahane gibi gelmeye başlıyor!

 

Bahane mi? Bahane mi? Leningrad'ı mahvolmaktan kurtarmanın lanet olası bir bahane sayılacağını pek sanmıyorum!..

 

 

Tarih: 8 Eylül 1941.

 

Almanlar Leningrad'ı kuşattı.

Hitler; kentin hemen düşeceğinden öylesine emindi ki, şehrin lüks oteli Hotel Astoria'da zafer onuruna verilecek partiyle ilgili davetiyeleri önceden bastırdı!

Ancak hesap edemediği şuydu; Şostakoviç gibi yüzbinler faşizme karşı savaşmak için gönüllü olmuştu!

 

Şostakoviç, önce Kızıl Ordu'ya katılmak istedi. Sağlık durumu ileri sürülerek kabul edilmedi.

İtfaiyeci olarak görev aldı. Ders verdiği konservatuvarın damında yangın gözlemciliği yapmaya başladı. “Dört gözlü yarasa” diyorlardı ona.

Yaptığı işi bir çocuğun da yapacağını söyledi sürekli. Sonunda Milis Teşkilatı'na alındı. Görevi, siper kazmaktı.

Temizlik hastasıydı aslında ama o günler çok geride kalmıştı. Pislikleri görmüyordu bile.

 

Hitler köpürüyordu; 8 Kasım'da üç milyon Leningradlının açlığa mahkum edilmesi emrini verdi. Ardından… Akar su kaynaklarına zehir attırdı. Yiyecek depolarını bombalattı.

Bu nedenle, Leningrad'da kadın ve çocuklar için günlük yiyecek 150 gram ekmeğe kadar indirildi. Bu ekmek de, yüzde 50 oranında talaş ve başka yenemeyecek katkılardan oluşuyordu.

 

Halk, kedi-köpek-fare-kuş ne buluyorsa yiyordu artık. Kışın eksi 30 dereceye kadar düşüyordu hava. Hitler kışın ısıtmada kullanılan akar yakıt depolarını da bombalattı.

 

Şunu yazmalıyım:

Hitler, ‘Nazi estetiği’ diye Berlin'deki ıhlamur ağaçlarını keserken, o dondurucu koşullarda Leningrad'da tek ağaç kesilmedi.

Isınmak için evlerdeki tüm eşyalar yakıldı ama tek ağaç kesilip yakılmadı…

 

Ve inatla direndi Leningrad

 

Şostakoviç dinlenme molalarında cebinden ufak kalem ve kağıt çıkarıp notalar yazıyordu. İtfaiye gözcülüğü yaparken, altı saat süren ve binlerce ton şekerin bulunduğu Badayev yangınını seyretmişti. Alevler, kapkara dumanlar, uzaklardan duyulan çaresiz insan sesleri, çanlar, megafonlar ve hava saldırısını duyuran sirenlerin tiz sesi…

Birden Şostakoviç kendini dış dünyaya kapatmış gibi hissetti.

O gün karar verdi; Leningrad senfonisini yazmaya…

 

Artık…

 

Hiçbir yangın, hiçbir ölüm, hiçbir yokluk ve açlık onu senfonisini yazmaktan alıkoyamayacaktı. Senfonisinde, insanlığın barbarlıkla mücadelesini anlatacaktı. Kuşatma altındaki halka umut ve cesaret aşılayacaktı. O günden sonra her fırsatta yazdı Şostakoviç. Rüyasında bile senfoninin notalarını gördü. Bölümleri tamamladıkça tedirginliği azalacağına arttı; ilk kez başarısız olacağından korktu.

 

Aradığı bir cenaze marşı değil, direniş senfonisiydi

 

 

Yıl, 1942...

 

Kuşatma acımasızca sürüyordu.

Öyle ki…

 

Ocak ve şubatta her gün 7 bin ile 10 bin arası sivilin çoğu açlıktan ölüyordu. Şehir içi ulaşım yoktu. İnsanların ekmek alma merkezlerine giderken yolda düşüp can vermesi normal karşılanır oldu. Ölülerin yendiği söyleniyordu!

 

Bu koşullarda Şostakoviç, Leningrad Senfonisi'ni bitirdi.

 

Peki. Eseri kim çalacaktı? Sanatçıların bir bölümü tahliye edilmişti. Kimi ölmüş, kimi sakat kalmıştı. Eski müzisyenler, sakatlanmış askerler ve amatörlerden orkestra kuruldu. Çalışmak güçtü. Soğuktan elleri müzik aletlerini tutamıyordu.

Zorluklar aşıldı. Senfoninin kurtuluşu getireceğine dair inanç oluştu.

 

 

Ve…

Tarih: 9 Ağustos 1942.

 

Şostakoviç'in eseri Leningrad Senfonisi radyodan çalındı.

Müziği hem Almanlara hem de Ruslara ulaştırabilmek için de güçlü hoparlörler kuruldu. Rus halkı güç ve moral kazanmak için, düşman ise umutsuzluğa kapılsın diye.

Her gün çalındı.

Herkesin dilinde senfoni mırıltısı duyulur oldu. Direnen halkına büyük moral veren Şostakoviç'e, 1941 ve 1942'de Kızıl Bayrak İşçi Nişanı ve Stalin Ödülü verildi.

 

 

Tarih: 27 Ocak 1944.

872 gün sonra…

 

Almanlar pes etti. Çekilmek zorunda kaldı.

Bu süreçte Sovyetler, 3 milyon 436 bin 66 askerini ölü, kayıp ve yaralı verdi.

Sivillerden 400 bini tahliyeler sırasında ve 642 bini kuşatmada hayatını kaybetti.

 

Leningrad'daki yıkım ve insan kayıpları, Hiroşima ve Nagasaki'ye atılan atom bombalarının yol açtığı kayıpların çok üstündeydi.

 

Kuşatma soykırım olarak kabul edildi.

 

Bugün Leningrad direnişleri unutturulmak isteniyor. Bir örnek vermeliyim:

Dünya, Hollanda'daki 14 yaşındaki Anne Frank'ın günlüklerini ezbere bilir de, Leningrad'daki 11 yaşındaki Tanya Savicheva'nın günlüklerinden habersizdir. Açlıktan önce büyükannesi, ardından amcası, sonra annesi ve kardeşini yitiren Tanya'nın, günlüğündeki son notu, “Sadece Tanya kaldı” oldu. Son notuydu çünkü; kuşatmadan kısa süre sonra ileri derecede beslenme bozukluğundan öldü Tanya!

 

Kuşkusuz acıları yarıştırmıyoruz. Neden bilinip bilinmediğini anlatmaya çalışıyoruz.

Hangisini yazayım…

10 milyon 700 bin asker ve 11 milyon 400 bin sivili kaybetmesine rağmen Sovyetler Birliği, Berlin'e kadar gidip Hitler'i yenmeyi başardı.

 

Yıllardır ABD'nin propaganda filmlerini seyredenler, savaşın Amerikalılar sayesinde kazanıldığını sanıyor! Oysa. Bu sadece, propaganda savaşını ABD'nin kazandığını gösterir!

 

Milyonlarca kişi açlıktan ölmüştü ama Hitler'i Şostakoviçlerin direnişi yendi…

 

Değerli Ağabeyim Ali Nail’e teşekkür ederim.

 

 

 
Yorumlar Sende yorum yaz
Köşe yazısına yorum eklemek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi

Bu köşe yazısı için eklenmiş yorum bulunamadı.

Diğer Yazıları Tüm Yazıları
 . Erdoğan, ABD’ye gidecek mi?
 . Erdoğan, ABD’ye gidecek mi?
 . FOX TV’de Bakan Başkanla, İsmail Küçükkaya
 . Derin Devlet
 . Ketum olmak!..
 . Kimsenin gözünü açtırmayacaksın!
 . Satranç, Poker ve Tombala
 . Cesaret, sabır, akıl, dostlar
 . Erdoğan, dünyanın en önemli gazetelerinde
 . NATO öldü! Avrupalılar birleşmelidir!
 . Bütün yollar Putin’e çıkar!..
 . Yaptırımlar dengeleri altüst edecek!
 . Savaşın göbeğinde Leningrad Senfonisi!
 . Üç hıyarla, beş hıyar arasındaki fark!..
 . Kaşığın ne işe yaradığını bir de bizden dinleyin...
 . Gaziantep Anuga’da…
 . Sabah, o gücü 30 sene evvel keşfetmişti!..
 . Ali Babacan söyledi, kulaklarıma inanamadım!
 . Dünya Gülümseme Günü
 . Bilmiyorum!..
 . Yaş döneminizi merak ediyorsanız bu araştırmayı okuyun!
 . İş Bankası kumbaralarını cephane fabrikasında yaptırırdı!
 . Gündemi takip etmek...
 . Bizi de ilgilendiriyor!..
 . Esnafımızla ilgili yoğun şikayet var!
 . Biber meselesi
 . Gül-Pelikancılar çatışması!
 . Gereksiz polemikler!..
 . Hata yapan oyuncu milletvekili de olabilir!
 . Yolun hep başarılarla dolu olsun Gazişehir GFK…
© 2011 Gaziantep Sabah Gazetesi AnasayfaİletişimKünye

vemedya